AYŞEGÜL KASAP
aysegulkasap@diken.com.tr
@aysegul_kasap
İzmir’de kentin gözdesi olarak bahsedilen Folkart Narlıdere’nin saatler içinde neden kül olduğunu sebeplerini araştırdık.
Sitede en düşük bina fiyatı 17 milyon TL’den başlıyordu. Müşterilerine ‘akıllı bina’ olarak pazarlandı. Ama yangın, ‘akıllı’ denilen binada yangın söndürme sistemlerinin bile çalışmadığını ortaya çıkarmış oldu.
Afet uzmanı Kubilay Kaptan felaketin arkasındaki nedenleri Diken’e anlattı. Kalitesiz malzemelerin tercih edildiğine, yönetmelikte açık olduğuna ve kuralların sadece kağıt üstünde kaldığına dikkat çekti: “Bina için akıllı diyorlar ama akıllı söndürme sistemleri olmadığı gibi herhangi bir şekilde böyle bir yangını önleyecek bir sistem de yok.“
Kataloglarda yazılanlarla gerçeğin çok farklı olduğunu söyleyen Kaptan “Bina akıllı bir bina değil. Akıllıdan kasıt herhalde binanın şatafatlı olması” dedi ve insanları ‘lüks binalara’ karşı uyardı.

Yenikale Mahallesi’ndeki dört bloklu Folkart Narlıdere’nin sekiz katlı binasında yangın çıkmıştı. Yangın dairelere hızla yayıldığı sırada patlama sesleri de duyulmuş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer seslerin içerdeki tüplerden kaynaklandığını söylemişti. Yangın, havadan ve karadan müdahaleyle sekiz saat sonra kontrol altına alınabilmişti.
Dumandan etkilenen bir kişiyi İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Dumandan etkilenen beş kişinin tedavisiyse ambulansta yapılmıştı. Yaşadığı panik nedeniyle ayağı burkulan bir kişiye de sağlık ekipleri müdahale etmişti. Yangında can kaybı olmadı.
Dış cephe depremde de dökülmüş
Kaptan, Folkart Narlıdere’yi çok iyi bildiğini söyledi.
Aynı yerde 30 Ekim 2020’de 6,9 büyüklüğünde meydana gelen İzmir depreminde de sorun çıkmış. Dış cephesi malzemeleri sağlam olmadığı için kopmalar ve dökülmeler olmuş.
Bu nedenle yangın için “Benim gibi az çok işin içinde olanlar için şaşırtıcı değil. Zaten olacağını söylüyorduk” dedi.
‘Malzemeler yangına dayanıksız’
Afet uzmanı Folkart’taki felaketin altında yatan üç eksiği sıraladı:
“Birinci eksik inşaat aşamasında başlıyor. Normalde projeler ve malzemeler uluslararası ve bizim standartlarımıza göre uygun gibi tanımlansan da gerçekte yerine konan malzemeler yangına dayanıksız şekilde seçiliyor. Bu yangında ahşap kaplamalardan, ağaçlardan bahsedildi ama sorun o değil. Ahşap veya çelik yangına dayanıksızdır ama yangına karşı onları koruma yöntemleri vardır. Üzerlerine epoksi uygularsınınız, özel malzemelerle boyarsınız ve yangına karşı önlem alırsınız. Malzemenin ahşap olması değil onun yangına karşı korunmamış olması sorun.









Özellikle cephede ve iç kısımda da kullanılan bütün malzemeler yangın riskini gözardı ederek kullanılmış durumda. Ya kalitesi eksik ya standartı uygun değil ya da Çin’den kötü malzemeler alınmış. Herhangi bir yangın güvenliği de yok.“
Yönetmelikteki açık felakete davetiye çıkardı
Kaplan ikinci eksikliğin yönetmelik olduğunu söyledi: “Son derece trajik. Yönetmelikte 21 metrenin altındaki binalarda yangın önlemi alınması hafif olarak geçilir. Onun üstündeki binalarda daha önemlidir. Yangın merdiveni, sulu söndürme sistemi vesaire yapılmıyor. Bu binalar 21 metreyi geçmiyor diye herhangi bir şekilde özel bir yangın önleme tesisatı yok.”
Folkart da yönetmeliğe uymuş. Ama yönetmelikteki madde sadece bir bina için geçerliyken, Folkart birkaç binadan oluşan bir site.
Kaptan şöyle devam etti: “İnanılır gibi değil. Yönetmeliği bu kadar kötü niyetli okumak herhalde ancak bunlara mahsus bir şey. Çünkü orada bahsedilen şey, bir tane bina, basit bir bina… Burada da bahsettiğimiz kampüs büyüklüğündeki bir alanı kapsayan yüzlerce insanın aynı anda yaşadığı bir site. Bu binalar 21 metreyi geçmiyor diye siz nasıl kalkıp da yangın söndürme tedbirlerini nasıl almazsınız?
Bina için akıllı diyorlar ama akıllı söndürme sistemleri olmadığı gibi herhangi bir şekilde böyle bir yangını önleyecek bir sistem de yok. Vazgeçtim akıllı bir bina olmasını normal bir bina olsun. Normal bir binada olması gereken yangın söndürme sistemleri, kaçış yolları, hiçbirisi yok. Gerekli yangın koridorları yok. Yangın bu kadar hızlı yayılabiliyor.”
Üçüncü eksiklikse sadece yazılı kalan kurallar: “Yangın herhangi bir şekilde çıkabilir ama yangınla ilgili apartman yönetmenin belirlemiş olduğu kurtarma kaçış yolları gibi konularda tatbikat yapılması gerekiyor. Ama kağıtta kalmış. Tatbikat yapılmamış ya da göstermelik tatbikatlar yapılmış, kimse ne yapacağını bilmiyor.”
Denetim yok, müteahhidin insafında
Kaptan ‘lüks bina’ algısının yanlış olduğunu da söyledi: “İnsanlarımızda daha lüks alırsak daha çok depreme ve yangına karşı korunuz diye bir öngörü var. Bu tamamen yanlış bir öngörü ve hatta maalesef tam tersi…
Türkiye’de legal olmak kaydıyla ister en ucuz binayı alın ister en lüks binayı alın yangın veya deprem güvenliği sosyal devlet tarafından sağlanması gereken bir konudur. Buradaki pahalalılık sizin seçeceğiniz mobilyalarda ya da kaplamalarda olabilir. Yoksa binanın yangın güvenliği ben daha fazla para verdikçe daha iyi olacaktır diye bir kural yok.
Bizde neden öyle değil. Çünkü inşaat, yapım aşaması ve sonraki kullanım aşamasında en ufak bir denetim yok. Denetim olmadığı için de seçilen malzemeler de sonra yapılan işlemler de tamamen müteahhitin insiyatifinde kalıyor. Onun da sonucu ortada zaten.”