Her büyük madenci kazasından sonra bir iki gün “ah-vah” ediliyor, tepki gösteriliyor, siyasiler “ağız dalaşına” giriyor ve sonra bir başka katliama kadar vahşet unutuluyor! Başörtüsü (ya da etnik kimlik) gibi kültürel meseleleri konuşmaya harcanan zamanın binde birini -dünyanın en zor mesleği- maden işçilerinin ağır sorunlarına ayırmıyoruz! İşçi cinayetlerinden hepimiz sorumluyuz. Köklü çözüm bulmak zorundayız. Bunun önceliklerinden biri, örgütlülük/güçlü sendikacılık… Türkiye’de sendikaların güçsüzlüğü ve iktidar ile işveren gölgesindeki sarı sendikacılık sürdükçe işçilerin “kader kurbanlığı” sürmeye devam edecektir!