Hep çamurluydu dipler. Ayaklarımız balçık içinde ve kirliydi. Çamur dizlerimize, oradan göğsümüze sonra boynumuza yükseldi.
Şimdilerde nefes almak için başımızı dik tutmak yetmiyor parmak uçlarına da yükselmek lazım. O da haliyle iyice yoruyor.
Sürekli ruh halimizi düşünüyorum bu sıralar, hep de bunu yazar oldum.
Kendim, dostlarım, tanıdıklarım, sokaktaki insanlar, vapurdakiler, metrodakiler, pazardaki, markettekiler; kasvetli bir filmin figüranları gibiyiz, heyecansız, tutkusuz, donuk, tahammülsüz.
Öfkemizin bile hakkını veremiyor gibiyiz.
Bir yandan beklentimiz çok bir yandan beklentisizliğe sığınıyoruz yaşadığımız hayal kırıklıklarına bakarak, bir daha öyle kırılmayalım diye.