Karakolda ölüm: Dosya ağır ceza mahkemesine gönderildi

CANAN COŞKUN

canancoskun2@gmail.com 

@canancoskun

Esenyurt Karakolu’nda 5 Haziran’ı 6 Haziran’a bağlayan gece öldürülen 42 yaşındaki özel güvenlik amiri Birol Yıldırım’ın faili polisler bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme, ara kararında polislerin eyleminin ‘işkence suçunu oluşturabileceği gerekçesiyle’ dosyayı ağır ceza mahkemesine gönderdi. 

Büyükçekmece 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma öncesi bina önünde çevik kuvvet polisleri güvenlik önlemi aldı. Önlemin bu davaya özel olduğu kaydedildi. Duruşmanın yapıldığı salon ise 12 kişilikti. Adliyedeki en büyük salon burasıydı. 

Duruşmaya tutuklu komiser yardımcısı İsmail Alperen Salman ve 11 tutuksuz sanık polis ile Birol Yıldırım’ın ailesi katıldı.

Polis gazetecileri tehdit etti

Duruşma sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Ardından sanık polislerin savunmalarına geçildi. İlk söz hakkı tutuklu komiser yardımcısı İsmail Alperen Salman’a verildi. Bu sırada sanık avukatları duruşmanın Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla kayda alınmasını talep etti. Bu nedenle salondaki seyirciler bir kez daha dışarı çıkarıldı.

Bu sırada kendini Esenyurt İlçe Emniyet Müdür Yardımcısı olarak tanıtan sivil giyimli biri kapıdaki gazetecileri “İnşallah senin de başına gelir” diyerek tehdit etti. Bu durum hakime bildirilince “Savcılığa bildirin” yanıtını geldi. Duruşmada yaşananlarla ilgili tweet zinciri de avukatlar tarafından birçok kez hakime şikayet edildi. Sonra duruşmaya tutuklu sanık Salman’ın ifadesiyle devam edildi. 

Tutuklu sanık Salman, şunları söyledi: “Bize merkezden bir polis memurunun yaralandığıyla ilgili anons geldi. Olay yerine gittiğimizde polis memurunun darp edildiğini, bir kişinin muhafaza altına alındığını öğrendik. Daha sonra bu kişinin oğlu da muhafaza altına alındı. Bu baba-oğul devletin kendisini muhafaza altına alamayacağını sanıyor.

Onları doktora götürmediğimizi iddia ediyorlar. Barış Uysal, ‘Bizi dövmezsiniz değil mi’ dedi. Ben de ona ‘Biz Yunan polisi değiliz’ dedim. Keşke aynı hassasiyeti polisi döverken de düşünseydi. Kendilerine diz çöktürerek ceza verdiğimizi iddia ediyorlar, bunu kesinlikle kabul etmiyorum.”

Ölmeseydi hakkında işlem yapacaktık’

“Daha sonra bahçeye çıktığımızda rahmetlinin (Birol Yıldırım) bizden önce karakola geldiğini öğrendik. Müteveffa bize kinle bakıyordu. Ben de onu uyardım. Şahıs bu defa da bize yükseldi. ‘Bağırma, tehdit etme’ dedim, zaten alkollüydü. ‘Bağırmak meziyetse ben de bağırırım, karakolu terket’ dedim. Sonra bize tekrar dönüp tehdit etti. Birol Yıldırım’ı almak için müdahale etmedim, dışarı çıkarmak için müdahale ettim.

Kolundan tutup savurdum. Sonra şahsı nizamiyeye sokmak için arbede çıktı. Muhafaza odası doluydu ve kapısı kitliydi. Rahmetli (Birol Yıldırım) ve Uysallar aynı taraf olduğu için onları birlikte tuttuk. Muhafaza odasında husumetli olduğu kişiler vardı. Bu yüzden taraflar arasında olay çıkması muhtemeldi. Zaten rahmetli ölmeseydi hakkında görevli personele mukavemet suçlamasıyla işlem yapacaktık.”

GBT yapmışlar

Hakim, Salman’a gözaltına alınan kişileri neden kamera olmayan mutfağa konulduğunu sordu. Salman da “Biz karakol polisi değiliz, nerede kamera var, nerede yok bilemeyiz. Bu yüzden her yerde kamera varmış gibi davranırız” dedi ve şöyle devam etti: “Birol Yıldırım 10 dakika içeride dolandı, durdu. Alkollü olduğu için dokunmadık. Esenyurt Polis Merkezi’ne 500 tane insan soktuk, bir tane şikayet yoktur. Kimliğini şoförüme verdim rahmetlinin, sicilinde direnme gibi suçlar vardı zaten. Mutfağa geçerken bize dirençte bulunmadı, mutfağa girdiğinde sandalyeye tekme attı. Bu nedenle ters kelepçe takılması talimatını verdim.

Kelepçe dediğin şey zaten doğası gereği ters takılır. Kelepçe bir insanın kendisine, başkasına ve etrafına zarar vermemesi için takılır. Mecburen arkadan kelepçeledik ve sandalyeye oturttuk. Yıldırım, kelepçelendikten sonra tek kelime etmedi. Otururken onun yaptıklarını hatırlattım. ‘Senden duyacak hiçbir şeyim kalmadı’ deyip çıktım mutfaktan.”

Parmağı şişmiş

“Yaklaşık 23 dakika sonra personelim kapıdan geçerken mutfakta Birol Yıldırım’ın sandalyeden devrildiğini görmüş. Ben o sırada karakolda değildim. Rapor almaya gitmiştim. Şu anda bile parmağım şiş. Personelim bana ulaşmak için bahçeye çıkıp beni aradı. Mutfağa geldim ve onu yan çevirdim. Muhafaza altına aldığımız kişiler zaman zaman rahatsızlanır. Her aldığımız sanki ölüyormuş gibi…”

Görevini ‘layığıyla’ ifa etmiş

“Müdahale yapıldıktan sonra tutanak yazan şefe 112’yi araması için talimat verdim. ‘Rapor almaya gideceğim, beni bilgilendirin’ dedim. Karakola döndükten üç dakika sonra ‘ex’ olduğunu öğrendim. Personelin duygusal reaksiyon gösterme durumu olabilir çünkü meslektaşları yaralanmış. Layığıyla görevimi ifa ettiğim için 33 gündür tutukluyum. Attığım tekme de X-Ray cihazına geldi zaten. Ailenin acısı omzumda. Basın bizim üstümüze yıkmaya çalıştı.”

Hakim, Salman’a “Herhalde tahliyenizi talep ediyorsunuz” dedi. Salman da “Tabii ki” diyerek bir ‘kumpas kuşatması altında olduğunu’ öne sürdü.

Eli yandığı için buz tutmuş

Salman’la birlikte gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Muhammet Cihan Karakuş da eline kaynar su döküldüğü için eline buz tuttuğunu söyledi. 

Diğer sanık polisler de suçlamaları reddederek savunmalarında Birol Yıldırım’ın alkollü olduğunu söyledi. 

Yaşına hürmeten az dövüyoruz’

Öğleden sonraki oturumda Birol Yıldırım’ın mesai arkadaşı Barış Uysal ifade verdi. Uysal, şunları anlattı: 

“Olay 4 Haziran gecesi başladı. Bir polis o gece yabancı uyruklu bir kişinin görev yaptığım sitede oturduğunu ve bu kişinin arandığını söyledi. Sonra bu kişinin aynı sitedeki bir kafede olduğu belirtildi. Oraya gidildiğinde dükkan yetkililerinin üstü arandı ve para bulundu. Kafenin yetkilisi polis geldiği için bana küfür etti. Polisler 5 Haziran’da beni arabanın içine aldılar. Ters kelepçeliydim. Telefonum çaldı. Arayan oğlumdu. Arandığı için çağırdım. Sonra beni kafes denen aracın içine soktular.

Bir yerde durdular. ‘Oğlun bu mu’ dediler. Oğlum da ‘Babam hasta. Niye vuruyorsunuz’ dedi. Sonra bu polisler oğlumu aralarına alarak 10-15 dakika boyunca darp etti. O esnada telefon geldi polislere. Telefon geldikten sonra ‘Bunları dövün’ dedi aralarından biri. Güvenlik kimliğimdeki doğum tarihime baktılar ve ‘Seni yaşına hürmeten az dövüyoruz’ dediler.”

Doktor yüzüme baktı, gitti’

“Esenyurt Devlet Hastanesi’ne geldik. Doktor yüzümüze baktı gitti, rapor vermedi. Karakolun girişinde İsmail Alperen Salman bana bir tane vurdu ve Birol Yıldırım’ın kim olduğunu sordu. Beni doğrudan mutfağa götürdüler. 1-2 dakika sonra oğlumu getirdiler. İçeri girdiğimizde polisler bizi bekliyordu. Beni döverken oğluma, oğlumu döverken bana izlettirdiler.”

Polis nasırına bastı

“Bizi dövme işlemi bittikten sonra secde vaziyetinde diz çöktürdüler. Başımızı duvara çevirmemizi istediler. Bu sırada içeriye birini getirdiler, kim olduğunu sesinden tanıdım. Birol Yıldırım’dı. O da yanıma düştü dövüldüğü için. Yerdeyken ‘Bende kalp var, stent var’ dedi. Ona da diz çöktürdüler. Birol Yıldırım ‘Sağ ayağımda nasır var’ dedi. O sırada Erol isimli polis gelip Birol’un nasırına bastı.

Üstümüze su döküp dövdüler. Yaklaşık beş dakika sonra Birol yere düştü ve sesi kesildi. Polisler ona ‘Numara yapma lan, kalk ayağa!’ dediler. Bizi yaklaşık beş dakika duvara dönük bir şekilde tuttular. Birol’a baktırmadan odadan çıkardılar bizi. Çıkarken gördüğümde Birol sırt üstü yatıyordu. Daha sonra camlı bölmeye alındık. Bağırsaklarıma bastırdıkları için altım pislenmişti. O yüzden tuvalete gitmek istedim. Elimi yüzümü yıkadım ve kendime gelmeye çalıştım. Bizi unuttular, ondan sonra kendi dertlerine düştüler. Saat 01.00 civarıydı. Ambulans geldi sonra. Ölüp ölmediğini sorduk, yanıt vermediler. Ambulans geldikten sonra karakoldaki kameralara baktılar.”

Ağır cezada görülsün’

Birol Yıldırım’ın ailesi de şikayetçi oldu ve duruşmaya katılma talebinde bulundu. Ailenin avukatı da Yıldırım’ın manevi ve fiziki işkenceyle öldürüldüğünü belirterek dosyanın görevsizlik kararıyla ağır ceza mahkemesinde gönderilmesini, sanıkların da işkenceyle öldürme suçundan yargılanmasını talep etti. Avukat Tuzcu, sanık polislerin uyuşturucu kullandığı yönünde duyum aldıklarını belirterek sanıklara kan tahlili yapılmasını istedi ve olaya dahil olan tüm sanıkların tutuklanmasını talep etti. 

Mahkeme yaklaşık 30 dakika ara verdikten sonra kararını açıkladı. Hakim, polislerin eylemlerinin işkence suçunu oluşturabileceğini belirterek dosyayı görevsizlik kararıyla ağır ceza mahkemesine gönderdi. Polis İsmail Alperen Salman’ın tutukluluğunun devamına hükmedildi. Bir sonraki duruşma tarihine ağır ceza mahkemesi karar verecek. 

Birol Yıldırım’ı öldüren polisler hakim karşısına çıkıyor

Karakolda ölüm: Komiser yardımcısı tutuklandı; aile ‘Yetmez’ dedi

Birol Yıldırım’ın karakolda ölümü: Savcı değiştirildi, gizlilik kararı getirildi

Karakolda ölümde örtbas girişimi kamerada

Karakolda ölümden yeni görüntüler: Polis, çıkmaya çalışan Yıldırım’a tokat atıp itiyor

Karakolda ölümden ilk görüntüler: Yıldırım tekme tokat tekrar içeri alınmış

Polisler ‘şüpheli’ değil ‘tanık’: Yıldırım kendine zarar vermesin diye kelepçelenmiş!

Karakolda ölümde yeni tanık: Yaklaşık 10 polis 25 dakika boyunca dövdü

Valilik ‘Nefes darlığı’ demişti: ‘Polisler Birol Yıldırım’ı döverek öldürdü’

Valilik ‘Nefes darlığından öldü’ demişti: Kulaklarından ve gözlerinden kan gelmiş