ABD’nin İran yaptırımlarını ihlalden suçlu bulunan eski Halkbank yetkilisi Mehmet Hakan Atilla’nın ailesi, davaya bakan yargıç Richard Berman’a 102 mektup yazdı.

DHA’nın haberine göre Atilla’nın eşi Burçin, oğlu Burkan, annesi Ayşe ve babası Mehmet Işık, akrabaları ve arkadaşları, el yazısı mektuplarla hakime seslendi.
Eski Halkbank yöneticisinin suçsuz olduğu savunulan 102 mektup ABD Adalet Bakanlığı’nın elektronik sisteminde kamuoyuna açıldı.
Mektuplarda, Atilla ‘dürüst, sevdiği ailesine bağlı ve çalışkan’ olarak tanımlandı.
Burçin Atilla, mektubunda şunları kaydetti: “Uyumlu, mutlu ve huzurlu, toplum tarafından takdir gören evliliğimizde en zor olan, bugünlerde ayrı geçirdiğimiz günlerdir. Bir araya gelerek güzel günlerimize devam edebilmek, son nefesime kadar Hakan’ın elini tutabilmek tek dileğimdir. Hayata yeniden tutunabilmemiz, onurlu, mutlu ve sağlıklı, tüm sevdiklerimizle yaşamamızı sürdürebilmemiz için lütfen Hakan’ı mahkum etmeyin. Sağduyunuza güveniyor, merhametinize sığınıyorum.”
15 yıl isteniyor
Atilla, Mart 2017’de New York’ta gözaltına alınmış ve dört hafta süren duruşmaların ardından 3 Ocak’ta ABD’nin İran yaptırımlarını ihlale yardımdan suçlu bulunmuştu.
New York Güney Bölgesi başsavcılığı, Atilla hakkında 15 yıl altı ay ve 50 bin ile 500 bin dolar arasında para cezası talep etmişti.
Savcılık, Berman’a gönderdiği dilekçesinde, cezaların ‘ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını delmek’, ‘ABD’yi aldatma suçuna iştirak’, ‘ABD bankalarını dolandırmak’, ‘ABD bankalarını dolandırmaya iştirak’ ve ‘kara para aklama suçuna iştirak’tan verilmesi gerektiğini ifade etmişti.
Savcının talebi sonrası davanın duruşmasının 16 Mayıs’ta görülmesi bekleniyor.
Sarraf ‘sanık’ken ‘tanık’ olmuştu

Savcılar davada Atilla’yı, İran’ın yaptırımları ihlal edip hayali altın ve gıda ticareti sürdürmesine yardım ederek Türk-İran uyruklu altın taciri Rıza Sarraf ve diğerleriyle işbirliği yapmakla suçlamıştı.
Türkiye’deki 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının kilit ismi olan Sarraf, ABD’de görülen davada onlarca yıl hapis cezasıyla karşı karşıyayken tüm suçlamaları kabul edip savcıyla anlaşarak ‘sanık’ken ‘tanık’ konumuna geçmişti.
Atilla ise hiçbir komploya katılmadığını savunmuştu.