MÜJDE YAZICI ERGİN
mujdeyazici@diken.com.tr
Dünya genelinde Youtube’da en çok tıklanan 10 videodan dokuzu müzik videosu. 1981 yılından günümüz internet çağına kadar endüstriye yön veren video müzik kanalı MTV’nin dahi artık hiçbir önemi yok. Dinleyicinin TV ve radyolarla sadece sunulanı değil, sosyal medya platformları aracılığıyla kendi beğenisine göre müziğe ulaşabilmesi eski dinleme alışkanlıklarını da tamamen değiştirdi. Müzik videosu tarihini ‘Youtube’dan Sonra’ (After Youtube) adlı kitapta analiz eden Lars Henrik Gass, internetin tüm görsel kültürleri şekillendirdiğinin altını çizerek çağdaş sanatın artık ‘post-internet sanat’ı da içerdiğini belirtiyor.
Aşikar ki günümüzde ana medya artık sosyal medya… Eskiden itibar olsun diye radyo ve televizyon kanallarına para ödeyerek video kilplerini, şarkılarını yayınlatan şarkıcıların yerini Youtube’da sahte izlenme satın alan müzisyenler aldı. Dijital müzik platformlarının neredeyse hepsi belirli bir ücret karşılığında manipüle edilebiliyor. Bugün kimsenin haberinin dahi olmadığı bir müzik videosu 90 milyon tıklanmış gibi gösterilebiliyor. Önceden izlenme sayısına göre az kalan yorum ve beğeni rakamları sayesinde sahte olduğu anlaşılan videolara da artık yeni yöntemler getirilmiş. Otomatik paneller aracılığıyla sahte izlenmeyle birlikte, beğeni, yorum da satın alabiliyorsunuz.
Bütün bu durumlardan nedense halen haberi olmayan markalar ve organizatörler de bu tıklanmalar üzerinden iş anlaşmaları yapıyor. Ortaya çıkan manipülasyon rekabet etiğini baltalıyor. Kamu algısını yanıltmak da cabası.
Bir süredir internet üzerindeki sahte tıklanmalarla ilgili konular konuşulsa da kimse bu işlerin nasıl yapıldığını, dijital sektörde ne oyunlar döndüğünü, manipülasyonların etik ve hukuksal boyutunu sorgulamıyor.
Bu konuları konuşmak için alanında uzman iki isimle görüştüm. Daha çok kendi reklamlarını yapıyor gibi görünmemek ve paylaştıkları bilgilerin hassasiyetinden dolayı isimlerini vermek istemediler. Bir siber güvenlik şirketinin kurucusu X ve Youtube/dijital sektörde çok uzun yıllardır çalışan üst düzey yönetici Y ile yaptığım söyleşiye girmek üzeresiniz.
‘Çok basit bir sistem’
Sosyal medya manipülasyonlarını herkes biliyor fakat halen kontrol edilemez durumda mı?
X: Aslında artık herkes https://charts.youtube.com adlı siteye girip kimin hangi coğrafyadan tıklandığını görebiliyor. Spotify’da da öyle. Hangi şehirlerden dinlendiğinizi görebiliyorsunuz. Çok absürt sanatçılar da Bangkok gibi, Vietnam gibi ülkelerden dinlenme aldığı zaman çok doğal olmadığı zaten görülebiliyor.
Eğer bu kadar kolayca kontrol sağlanabiliyorsa neden insanlar halen 100 milyon tıklanmış gibi görünüp konser, proje, iş almak derdine düşebiliyor? Organizatörler farkında değil mi bu durumun?
Y: Aslında tabii işveren de bakabilir ama o noktada değil adamlar. Daha bilgisayar kullanmayı yeni öğreniyor çoğu.
X: Şöyle bir durum var. İnsanlara diyorlar ki “Burada bir çocuk var 100 milyon dinlenmiş”, o da hemen “Afişleri hazırlayın” diyor. Mekan sahibi orada satacağı bilete, alkole vs odaklanıyor ve bu organizasyonların yüzde 50’si fiyaskoyla sonuçlanıyor. Genel olarak 10 kişi, 20 kişi gidiyor. Bu otomatik olarak sanatçının üretimini de etkileyen bir şey. Çünkü sanatçıların çoğu anında demoralize oluyor böyle bir durum karşısında. Zaten o sanatçı, organik yollardan 100 bin tıklansaydı ve kendi kitlesini biliyor olsaydı oraya çıkmak zaten istemezdi. “Biz ne yapıyoruz, bir iş daha yapalım, 100 bin daha tıklanalım, önce kitlemizi artıralım” derdi. Tabii gerçekten bir şarkıyla patlayan ve konserleri full çeken insanlar da var. Bunlar yok değil. İstisnai durumlar olabiliyor.
Daha çok kimler sahte izlenmeye başvuruyor?
X: Genele baktığında alt taraflardan sıyrılmaya çalışanlar tıklamalarını fazla göstererek kaşelerini artırıyorlar. Genel sonuç yine fiyasko. İkinci şarkı, üçüncü şarkı balon etkisi gibi sönüyor. Sanatçı daha ondan sonra da bir şey üretmek istemiyor.
Ayrıca Spotify için mesela dinlenmenizi gidip kredi kartınızla satın alabilirsiniz. Şarkınızın linkini yapıştırıyorsunuz size altı saat içinde 50 bin dinlenme göndermiş oluyor.
Basit bir sistem gibi duruyor.
X: Çok basit bir sistem aslında. Müzik endüstrisindeki her şeyi paranızla manipüle etmiş oluyorsunuz. Bunu satan binlerce site var. Dünya üzerinde binlerce kişi bu işi yapıyor. Bu sahtecilik artık bir sektör. İzlenme satın almak, beğeni satın almak, yorum satın almak… Soundcloud da çok fazla buna maruz kaldı. Orada da önüne geçemediler. iTunes’da da var.
Peki böyle bir sektörün oluşması Youtube’un işine gelir mi?
X: Sahte izlenmeler aslında gelmez. Teknik olarak da bir proxy server üzerinden yapılmıyor. Sadece bir IP gelip ziyaret edip çıkıyor. Dinlenme bile olmuyor bazen. Sadece makineler de var. Reklam üzerinden Youtube’daki tıklanmalara da bir şey demiyorlar. Gelir elde edemiyorsunuz bu reklamlardan fakat izlenmenizi artırıyor.
Daha çok müzisyenlerin kendisi mi sahte tıklama yaptırıyor, yapımcılar mı?
X: Ben bir sanatçının haberi olmadan onun videosuna 10 milyon izlenme gönderebilirim. Bunlar yurt dışında satılan hizmetler olduğu için bazen müzisyenin de haberi olmuyor.
Y: Eskiden Türk müzik piyasasında şöyleydi. Haftalık radyoya 50 bin lira para öderdin. Onlar da seni her gün radyoda çalardı. Sen de başarı elde ettim, benim şarkım tuttu sanardın. Geçmişten bu mantık geldiği için hala şişirme usülünün başarı getireceğini sanıyorlar. Özellikle sanatçı menajerleri tarafından manipulatif operasyonlar çokça yapılıyor.
En çok Youtube, sonra Spotify
En çok hangi sosyal medya platformunda sahtecilik yapılıyor?
Y: Bunun en çok yapıldığı yer birincisi Youtube, ikincisi Spotify. Spotify’da 100 bin stream 100 dolara satın alınıyor. Youtube’da kontrol daha iyi olduğu için daha farklı yöntemler uygulanıyor. Mesela reklam satışının daha ucuz olduğu Kamboçya, Vietnam gibi ülkelerde adverse dediğimiz reklam üsülüyle tıklanma sağlanıyor. Dilini hiç bilmeyen insanlara Türkçe müzikleri Youtube aracılığıyla dinlettiriyorlar. Düşük bir maliyetle günün sonunda yine manipulatif bir dinlenme sayısı çıkıyor ortaya. Ya da bir robot sistem üzerinden yaratılan bir sistemle dinletme yaratıyorlar. Ama artık herkes X’in de dediği gibi bu tıklanmaların nereden geldiğine bakabiliyor.
X: Mesela benim şu anda anlatacağım şeyi mutlaka hatırlayacaksındır, bu röportajı okuyanlar da anımsayacaktır. Mesela Youtube’da oyalanırken bir anda karşına bir Hint müzik videosu gelir. İşte onlar da Türkiye’ye reklam veriyorlar. Örneğin oranın Aleyna Tilki’si çıktığı zaman biz ilgilenmesek de bize reklam olarak görünüyor. Türkiye’de reklam yaparak kendi ülkesinde vereceği paranın çok daha azıyla hacmini büyük gibi gösteriyor.
Kamu algısını yanıltarak haksız kazanç elde etmek bir suç değil mi?
Y: Kamu algısını yanıltmak aslında bir suç. Popçu Berkay mesela bir ara altı veya yedi ülkede Youtube trendlere girdi. Ben de o zaman istatistikleri takip ettim. Adamın Kamboçya’dan 800 bin tıklanması var. Gitsin konser versin o zaman Kamboçya’da!
Meslek birliklerinin tutumu nasıl bu dijital haklar konusunda?
Y: Meslek birlikleri şu an bunun peşinde. Candan Erçetin geldikten sonra güzel atılımlar oldu. Meslek birliklerinde ayda dört toplantı olur ve kurul üyelerine huzur hakkı adı altında 400 ila 600 TL arası ödeme yapılırdı. Candan Erçetin bunu 1 liraya çekti. Birçok konuda ilerlemeler var. Fakat tüm manipülasyonların önüne geçmek maalesef şu anda mümkün değil.
‘Seni Mısır’da kim neden dinlesin?’
Müzisyenlerin ve müzik sektöründeki herkesin dijital konusunda bilinçlendirilmesi gerekiyor değil mi?
X: Kesinlikle. Mesela bizim başımıza şöyle bir şey geldi. İzmir’de müzisyen bir kız arkadaşımız var. Çok yetenekli birisi. Bir şirketten şarkılarını yayınladı. Kıza şirketten analitik raporlarını vermişler. Mısır’da 100 bin dinlenme almış ve buna seviniyor. Buna inanıyor, bunu sorgulamıyor. İşin kötü tarafı bazen sanatçılar da biz yurt dışında izleniyoruz sanıyorlar. Tüm sorun da burada başılıyor. Kız bunu bize inanarak anlattı. Bize “Mısır’da dinlenmişim, çok iyi değil mi” diye sordu. “İyi değil” dedik. “Seni Mısır’da kim neden dinlesin?” Biz bir baktık, şarkı 105 bin dinlenmede 100 bini Mısır’dan gelmiş zaten. Bu gerçekten iyi değil. Yapımcılar müzisyenleri ve markaları kandırıyor böylece.
Youtube’daki astronomik tıklanma rakamlarına gelirsek. Böyle bir dinlenme mümkün mü gerçekten?
Y: Net söyleyebilirim. Bazısı kesinlikle gerçek. Örneğin Burak King üzerinden gidelim. Onun son şarkısının 150 milyon dinlenmesi var. Tekil izleyici sayısı 20 milyon. Kişi başına altı defa izlenme sayısı var. Bu, net Youtube’da verilen bir rakam.
X: Bir de insanlar şunu karıştırıyor bazen. Siz ne kadar girip dinlerseniz o kadar izlenme de artıyor. 100 kere dinlerseniz 100 artış oluyor. Bazı kafelerde akşama kadar çalıyor mesela. Günde böyle bin kere dönse bin izlenme yapıyor. Şöyle değil yani 120 milyon tekil kişi izlemiyor. 20 milyon kişi altışar kere döndürdüğünde de bu oluyor. İnsanlar bunu bilmiyor.
İzlenmenin artması için Youtube’daki bir videonun ilk 30 saniyesinin dinlenmesi gerekiyor değil mi?
Y: Evet. Youtube 30 saniyeden sonra izlenmeyi arttırıyor. Hatta 30 saniyeyi ne kadar geçerse de daha fazla para ödüyor.
Youtube’da insanların önüne çıkan reklamlar neye göre dağıtılıyor?
Y: Youtube’da açık arttırma usulü reklam vardır. Bu ne demek oluyor? Bağcılar’daki bir reklam panosunun kirası 1 lira ise Nişantaşı’ndaki 10 liradır. Youtube’da da Bağcılar’daki adama çıkan reklamdan gelen para 1 lira, Nişantaşı’ndaki adama çıkarttığın reklam 10 lira. Google artık hepimizi tanıyor. Kim olduğunu, aylık ne kadar harcaman olduğunu… Sen Google’da BMW araştırıyorsun ve satın aldın. Bunu yaptıysan sana Rolex reklamı çıkarır Youtube.
Youtube da kitlesini sosyo ekonomik olarak sınıflandırıyor öyle mi?
X: Böylece hedef odaklı reklamcılık oluşturuyor.
‘Instagram’da bazı sayfalar var, her şeyleri sahte fakat her gün reklam alıyor’
Aslında reklamveren veya işveren olan markaların da sosyal medya konusunda büyük bir bilgi eksikliği var değil mi?
X: Eskiden biri Instagram sayfası açardı. Bakardık 50 bin takipçisi var. Fotoğraflarını 10 kişi beğenmiş. Yüzde yüz sahte olduğu anlaşılıyordu. Şimdi artık siz kendinize bir panel alıyorsunuz. Her gün size 5 bin takipçi atıyor. Otomatik olarak ayarlıyorsunuz. Bu takipçiyle birlikte tüm yorum, beğeni, hikayelerinizin izlenmesini de artırıyor. Tek bir panelle yapılıyor bu. Türkiye’de bunun artık markaların analiz ediyor, görüyor olması lazım. Çünkü bu şuna giriyor: Biz şimdi toplanıp bir X hesap açsak. Onu çok kısa sürede 1 milyon takipçilik yapabiliriz. Siz bir şirkete gittiğinizde diyorsunuz ki “Benim 1 milyon takipçim var. Şu kadar beğenip, izlenme sayım var.” Markanın bunun gerçeğe dayalı sorgulayabileceği bir alan yok. Adam mesela 10 bin ödüyor reklam karşılığında. Şirkete de şu kadar izlenme ve beğeni ile şu kadar insana ulaştım diye raporluyor. Halbuki onu panel yapıyor. Böylece kendine sanal bir sektör oluşturuyor.
Temelde sahte tıklama yapan herkes algoritmayla oynuyor.
X: Evet, bazı sayfalar var biz biliyoruz ve her şeyleri sahte fakat her gün reklam alıyorlar. Bir de bunlar sahte takipçi aldıktan sonra keşfet’e de düşüp normal takipçi de alabiliyorlar ve bu nedenle aldıkları reklamların kalitesi de sorgulanmalı. Yaptıkları reklamlar arasında boy uzatma var, kilo verme var, sivilce giderme reklamları var. Bunların bir kısmı insan sağlığını tehlikeye atan ürünler. Ergenlik dönemindeki çocuklar bunlara inanıyor. Bazen diyorlar ki Samsung’un şu telefonunu 300 TL’ye satıyoruz. Bir alıyorlar ki içinden kapaklı Nokia çıkıyor. Hiçbir şey iddia edemiyorsunuz. Muhattap bulamıyorsunuz. Bu aslında eskiden yapılan tele dolandırıcılık gibi bir hal de aldı. Dolandırıcılık sistemi bu vesileyle, fenomenleri kullanarak sosyal medyayı da ele geçirdi.
İllegal şirketlerin sosyal medyada reklam vermesine engel bir yaptırım yok mu?
X: Bahis şirketleri de ilan veriyor Youtube’a. Yasak olmasına rağmen veriliyor. Bahis demiyor Borsa diyor, Forex diyor adına. Kimsenin para kazandığı görülmemiş sistemler. Az izlenen Youtuber’larda bunların reklamlarını görebilirsiniz. “Ben bu siteden 300 dolar kazandım siz de gidin oynayın” diyor mesela. Çocukları kandırıyorlar. Çocuk da 300 dolar kazanacağım diye parasından oluyor. Türkiye’deki fenomenler artık kendi kitlelerini oluşturduğu için böyle şeylere ihtiyaçları yok. Artık onlar da gelen markaları seçiyorlar. Hem yasal süreçte sorun yaşamamak için ve kimsenin sağlığını tehlikeye atmamak için yapmıyorlar. Fakat daha az tanınmış Youtuber’lar illegal reklamlar yapabiliyor.
Y: Mesela çocuk bir kanal açıyor. 3 bin, 2 bin izlenmesi var. Bir gelir elde etmiyor kanalından fakat gelip bu adam bu reklamı yap sana 10 bin lira vereceğim dediği zaman da yapıyor. Kontrolsüz bir şekilde kabul ediyorlar. Videosunda reklam yapıyor. Ailesi de 10 bin lirayı görünce desteklemeye başlıyor.
‘Genç Youtuber’lar psikolojik destek almalı’
Siz bir de Türkiye’deki genç Youtuber’ların psikolojik tedavi görmesi gerektiğini söylüyorsunuz. Neden?
X: Gerçekten psikolojik destek almaları lazım. Bu kötü bir şey değil. Şöyle düşünün 19 yaşındasınız. Hayatınızda sokağa çıkıp top oynamımışsınız. Bütün oyunları bilgisayar üzerinden oynamışınız. Arkadaşlarınızla koşup oynamamış, herhangi bir paylaşım yaşamamışsınız. Sadece iletişim araçlarıyla farklı şehirlerden insanlarla tanışıp, oyun oynayıp, video çekip ve bu viedolar üzerinden para kazandığınızda ilgi azalınca bocalayabilirsiniz.
Mesela çocuk bir anda 30 bin lira kazanıyor. Buna sorun çıkaracak ailenin çok altyapılı düşünüyor olması lazım. “Ok” diyor aile de. “Buna devam et” diyor. Daha reşit olmadan çok iyi paralar kazanıyor. Türkiye’de bir mühendis, doktor olduğunuzda bile çoğu kez bu paraları kazanamıyorsunuz. Çok ekstrem örnekler olması lazım.
Peki Youtube gerçekten kalıcı mı ülkemizde? Tabii ki kalıcı olacak ama bu böyle devam edecek mi? Bu çocuğun popülaritesi kalacak mı? Çocuklara bunlar rüya gibi geliyor. Bu izlenmeler kesildiğinde çocukların psikolojik olarak sorunlar yaşacaklarını düşünüyorum.
Çünkü aynı parayı kazanmayacak ve hatta okulunu hayatını sallamış olacak.
Makyaj malzemelerini yiyen kıza rastlamıştım. Bir de böyle içerikler de yapılıyor.
X: İşte bunlar son direnişler veya meşhur olma çabaları.
‘Her dijital sistemde bir açık vardır’
Youtube’da trendlere girmek için ısrarcı olanlar da var değil mi?
Y: Youtube’daki trendlerin kendine göre bambaşka bir algoritması var. 7’den 77’ye hitap etmek, bir anda çok fazla bu kitleden izleme almak ve çok hacimli kanal olmak. Mesela 100 bin kişilik bir kanalsan ve seni bunlar arasından 10 bin kişi izlerse trendlere giriyorsun. Trendler asla Youtube veya Google tarafından manipüle edilemez. Her dijital sistemde bir açık vardır tabii. Bir yöntem bulup girseniz de Youtube bunları raporluyor.
Ayrıca şu anda Youtube Türkiye’de para ödenerek izlenen bir sistem değil. Reklam rezervasyonu üzerinden yürüyen sistemlerde de bu şekilde öne çıkarmalar yapılamaz. Spotify da yapılabilir ve oraya ödeme yapılarak öne çıkabiliyorsunuz.
X: Örneğin sizin araç tanıtımı çeken bir kanalınız var ve araçlarla ilgilenen bir kitleniz var. Siz o gün hiç araçlarla ilgilenmeyen kitleyi de çekerseniz sizi trende koyuyor Youtube. Yapay zekadan kaynaklı olarak ilerliyor.
Y: Trendlerden gelen trafik bu arada genel izlenmenin yüzde bir buçuğunu geçmez.
Peki örneğin Isparta’da yaşayan bir çocuk ilk kez Youtube kanalı açıp gitar çaldığı bir videoyu yüklediğinde o videonun sıfırdan yürümesi olasılığı nedir?
Y: Youtube’un yapay zekası bizim tahmin ettiğinizden daha iyi çalışıyor. Youtube siz o videoyu yüklediğinizde, Youtube o videoların diğer hangi videolarla benzer olduğunu saptayıp onlara yakın koyuyor. Örneğin benziyorsa eğer çok izlenmiş akustik bir cover’ın yanına koyuyor. Videoları arasında öneriyor ve bir yere geliyor. Bu akış sayesinde o çocuğun attığı diğer videloların izlenmeleri de artıyor. Güzel içerikler yapmaya devam ederse sırtı yere gelmez.
‘Marka da kandırıldığını anlamıyor’
Dünyada da çok yaygın sahte tıklanmalar değil mi? Sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil.
X: Vietnam’da bir grup yakalandı. 200 tane telefon almışlar. Evdeki tek bir bilgisayara bağlamışlar ve bir otomasyon yazmışlar. Bütün bu otomasyon içerisinde aynı şeyi tekrar eden bir sistem var. O 200 telefon Instagram hesabına gidiyor izleyip çıkıyor, IP değişiyor ve tekrar gmail havuzlarından hesaplar alıp aynı şeyi tekrar ederek 100 bin, 200 bin büyüyor. Bir günde 100 bin streaming yapmak çok basit bir durum oluyor. Fakat bunların ağır yaptırımları var. Avrupa’da ve Amerika’da. Türkiye’de bile kamuoyu manipülasyonu olarak geçiyor. Görülmüş bir dava bilmiyorum ama ilerde dava şekli olabilir.
Şu anda Youtube, Instagram diye konuşuyoruz fakat eskiden bunu internet siteleri de yapardı. Bakın benim sitem bu kadar tıklandı bana reklam verin diye sahtecilik yaparlardı.
Kendi albümünü satın alarak listelere giren müzisyenler olduğunu biliyorum. Listeye girince de bir numarası vardır diye beğenilen, merak edilen isimler vardı mesela.
X: Ütopik takipçiler gösterip yüksek rakamlar kazınıyorsunuz ve bu sorgulanmıyor. Marka da kandırıldığını anlamıyor. Benim videomu 100 bin kişi izlemiş diye seviniyor. Halbuki şöyle bakmalı bu 100 bin kişi izlemiş ama senin ürününü kaç kişi almış. Önemli olan bu. Başından beri bu sektörün içindeyiz ve markalar da artık yavaş yavaş uyanıyor.
Demet Akalın-Aleyna Tilki farkı
Sosyal medya her zaman gerçek hayatı birebir yansıtıyor mu peki?
Y: Mesela Demet Akalın’ın şu an dijitalde izlenme imkanı yok. Öyle bir kitlesi yok. Aleyna Tilki ile Demet Akalın arasındaki makasın bu kadar açık olmasının sebebi bu. Fakat konser olsa Demet Akalın full çeker. Çünkü Aleyna Tilki kitlesi üç sene sonra daha konsere gitmeye başlayacak belki.
X: Müzik şirketi şöyle bir yanılgıya düşüyor. Mesela bir şarkı yayınlıyor. 50-60 milyon tıklanmış bir şarkıyı daha uçurmak için bu sefer manipulatif hareketlere giriyorlar. Bıraksalar yüreyecek olan şarkıya yapıyorlar bunu. Aslında bilmiyorlar. Youtube’daki video’lar kartopu etkisidir. 50-60 milyonda olan videoyu 5-10 milyon daha arttıralım ve kaşemizi yükseltelim diyorlar ve Youtube’un ‘fraud’ (dolandırıcılık) sistemine takılıyor ve Yotube sizi önerilen videolardan çekiyor. Yani kendi trafiğinizi baltalıyorsunuz. Yürüyen şarkıyı durduruyorlar.
Y: Bunu Derya Uluğ yaşadı mesela. Günde 500 bin giderken artırıcağız diye trafiğini kestiler.
O zaman başa dönersek aslında sahte tıklanma hiçbir durumda mantıklı değil.
X: Eşe dosta “70 milyon tıklandım” demek için kendilerini Youtube’dan uzaklaştırılıyorlar. Tekniksel olarak Youtube’un bu izlemeyi aldıktan sonra çekeceğini bilmiyorsa bu konuda da yetersiz olduklarını gösteriyor.
‘Anlatamadığımız daha neler var’
Büyük bir bilgi eksikliği olduğunu söyleyebiliriz değil mi?
X: Çok büyük. Çıksın Demet Akalın bana UGC raporu nedir söylesin mesela. Hayatında UGC raporundan para kazanmış mı? Bunları sanatçılara mı, yapımcılara mı öğretmeli? Bazen yapımcılar biliyor fakat beyan etmiyorlar. Sanatçı da diyor ki artık ne izleniyorsa izlensin.
Y: Eskiden sinema biletlerinin ne sattığını kimse bilemiyordu. Sinemacılar bin satıyordu 300 gösteriyordu. Boxoffice sistemi ve online olduktan sonra artık bilebiliyorsun. İlerde TÜİK kalifiye elemanlar getirir. Devlet de bu konuları desteklerse o zaman bu manipulasyonların önüne geçilir. Çünkü anlatamadığımız daha neler var.