Başbuğ: F-35 bilgileri S-400'lere yüklenirse, radara yakalanmama özelliğini öldürür

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Habertürk TV’de katıldığı programda, S-400 / F-35 krizini, ‘askeri bir uzman’ gözüyle değerlendirdi. Başbuğ, asıl meselenin, ‘radara yakalanmama’ özelliği olan F-35 savaş uçaklarının, S-400 füze sistemine tanıtılma zorunluluğundan kaynaklandığını, bu durumda da F-35’lerin bütün özelliklerinin öldürüleceğini söyledi.

Didem Arslan Yılmaz’ın sunduğu ‘Türkiye’nin Nabzı’ programında, ikinci gün de soruları yanıtlayan İlker Başbuğ, S-400’lerin Rusya’dan alınmasına karşılık, ABD’nin Türkiye’yi F-35 savaş uçağı programından çıkarmasının nedenlerine şöyle değindi:

“Türkiye’nin kısa menzilli hava savunma sistemleri var. Orta menzilli hava sistemi de var, Amerikan sistemi, o da 18-20 kilometre. Ama yüksek irtifa ve uzun menzilli bölge hava savunma sistemi yok. Her an kafanıza füze de gelebilir. Özellikle balistik füzeler ana tehditlerden birisini oluşturuyor. Birinci Irak Savaşı’nda NATO ülkelerinden bizim bölgemize Patriot sistemleri geldi. Suriye krizinde de yine sistemimiz olmadığı için füze geldi. Bu çok ciddi ihtiyaç. Bu kadar para niye yatırıyoruz diye konuşanlara şunu hatırlatalım. Yunanistan 2002 yılında Patriot sistemini aldı. Demek ki bir ülkenin güvenliği için hava sahasının kontrol edilmesi ve tehditlerin bertaraf edilmesi görev. Bu sistemler savunma amaçlı, taarruz silahları değil. Ne S-400 ne de Patriot’la bir ülkeye taarruz edemezsiniz. Türkiye çok geç kaldı.

Hiç tartışmasız S-400 sistemi, Patriot sisteminden çok çok üstündür. Dünyadaki en etkin yüksek irtifa, uzun menzil hava savunma sistemi S-400’dür. 600 kilometreden hedefi tespit ediyor. Uçak, balistik füze olabilir hedef. Seyir füzesi de olabilir. 400 kilometreye geldiği zaman hedefi düşürüyor. S-400’ün etkisiz hale getiremediği hedef yok. S-400’lerin irtifası 30 kilometre yüksekliğe kadar çıkabiliyor. S-400’leri, Patriot’lara göre hakim kılan batarya olarak bakarsak bir batarya kendi kendine hem hedefi tespit ediyor, hem hedefe kilitleniyor hem de imha ediyor. Sistem etkili bir sistem, sinek uçmaz.

S-400’lerde hedefi vurma mesafesi 400 kilometre, Patriot’larda bu rakam 150’ye düşüyor. 150’ye yaklaşıncaya kadar vuramıyorsunuz Patriot sisteminde. S-400 sistem olarak baktığımız zaman dünyanın en iyi sistemi.

Sorunun bir bacağı S-400, ikinci bacağı F-35 uçakları. Birbiriyle bağlantılı. F-35 savaş uçakları, beşinci nesil uçak. F-16’lardan bir üst kademe. Bu tayyarelerin en önemli özelliği radara yakalanmaması. F-35’i, S-400 yakalar mı, yakalayamaz mı? Bu soruyu bir kenara koyun. Temel soru bu. İşin düğüm noktası bu. Bu uçak 2001 yılında prototipi yapılıyor. 18 sene geçmiş. Türkiye projeye 2002’de giriyor. Hem tedarik edici hem de üretilecek tayyarelerin bazı bölümleri de Türkiye’de yapılacak. Şu anda dokuz ülke bunu alacağım dedi. Başta Amerika, İngiltere, İtalya, Avustralya, Hollanda, Norveç, Danimarka, Kanada ve Türkiye. Burada Fransa, Almanya yok. Kendi uçaklarını yapmak istiyorlar.  3 bin 370 tayyarenin toplam maliyeti ne kadar?

1,5 trilyon dolar F-35’i yapan firmaya ödenecek. Çok büyük para. Amerika’nın bile pek kolaylıkla itebileceği bir rakam değil. Türkiye burada parçalara girdiği için kazancı da söz konusu. 6 milyar ile 12 milyar dolar. Önemli olan ABD’li firma bu tayyareleri yapıp, ülkelere verirse ABD 1,5 trilyon dolar kazanacak. Bu savunma sanayi alanında çok büyük para. Uçak tek motorlu. Hantal bir görüntü veriyor. Burada en önemli nokta, acaba F-35’ler projede ifade edildiği gibi radarlar tarafından görünememe yeteneğine sahip olacak mı, olmayacak mı? Bu belli değil. Bu konuda şüphe var. S-400 gibi en gelişmiş sistemin radarları bunu yakalarsa o zaman riske girer.

‘S-400’ler, F-35’lerin görünmezliğini test edecek, ABD bunu kabul etmez’

Bugün yarın S-400’ler Türkiye’ye gelecek. Bu andan itibaren gelmemesini düşünmek demek Türkiye devleti olarak itibarınızı çökertmek demek. Bir Türk olarak biz de bunu kabul edemeyiz, devlet bunu taahhüt etmiş, ödemişsiniz, dolayısıyla bu sistem gelecek. Aksini düşünmek olmaz. Artık bu olay bitmiştir. Bu gelecek. Bunun geri dönüşü yok. Sorun şurada, Amerika gözüyle bakalım. Size F-35’leri verirse, siz ilk başta F-35’lerle ilgili bilgileri, biz havacılıkta buna ‘elektronik iz’ deriz. O uçağın bütün elektronik bilgilerini S-400’e yüklemek durumundasınız. S-400’lere F-35’lerle ilgili bilgilerin yüklenmesi demek, bir bakıma radarda görünür veya görünmez olduğunun test edilmesi demek. Bunu ABD’nin kabul etmesi söz konusu değil. Edemez. Benim kişisel görüşüm şu, 1,5 trilyon dolarlık proje söz konusu. Projede problem var. Problemli nokta radara yakalanıp, yakalanmaması noktasında toplanıyor. Bunu en iyi S-400 test eder. Dolayısıyla F-35’ler ölür.

‘ABD, S-400 gelsin ama aktive etmeyin, dedi’

Türkiye’nin F-35 tayyarelerini alması bence mümkün değil. Dolayısıyla burada devlet olarak düşen bir görevimiz var. Planlamanızı yapmanız lazım, F-35’lerin verilmeyeceği noktasından hareket ederek bu boşluğu nasıl kapatacağımızı planlamanız lazım. Mutlaka Genelkurmay, Hava Kuvvetlerimiz bunu planlıyorduk. Bizim ana savaş uçağımız F-16’lar. Şu anda güçlüyüz. Her uçağın gövde ömrü vardır. F-16’lar için bu 8 bin saattir. 8 bin saat uçtuktan sonra gövdesinin elden geçirmesi lazım. Biz ona gövde güçlendirme diyoruz. Bizde F-16’lar üç model. 4-5 sene sonra blok 30’ların gövde ömürleri doluyor. Sizin beşinci nesil bir savaş uçağınızı envanterinize alacak şekilde hareket etmeniz lazım. Ya bir ülkeden alacaksınız, bilemem a, b, c ülkesi. Veya kendiniz bir milli uçak üretmeye başlamışsınız da, olayı hareketlenmeye çalışacaksınız.

S-400 hakikaten stratejik bir savunma sistemi. Size çok büyük avantaj ve üstünlük sağlıyor. Bölge hava savunma sistemini getirdiniz güneye koydunuz. Doğu Akdeniz, Suriye, Kıbrıs’ı kapatıyorsunuz. Orada kimsenin uçağı uçamaz. O bölgeyi kontrol altına alıyorsunuz. Batı’da koyun Ege’yi, Akdeniz’i kontrol altına alıyorsunuz. Size büyük bir güç veriyor. Bunlar nereye konuşlanacak? Bu soruya ben cevap veremem. Devlette ilgili makamların vereceği bir karar. İlk önce şöyle söylendi, efendim S-400’leri Türkiye alacak ama depoya koyacak  diyenler oldu. İki gün evvel ABD’li Senatör S. Abraham bu konuda ilginç bir açıklama yaptı. ‘Tamam S-400’ler Türkiye’ye gelsin ama aktive edilmesin’ dedi. Peki biz aktive edersek tespit edilir mi, tabii edilir. Uydudan hemen tespit edilir. Amerikalılar şunu söylüyordu ilk başlarda, bu sistem Türkiye’ye geldiği an biz yaptırımları uygularız. Orada biraz yumuşama görüyoruz. Türkiye’ye gelmeyi kabul ettiler ama ‘gelsin aktive etmeyin’ diyorlar.”