Zeynep Oral: 'Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası' sergisini birkaç kez gezdim, her seferinde farklı tatlar aldım

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Semiha Berksoy’u en çok “yaratıcılık” sözcüğü anlatabilir. Yüreğini ve bedenini kasıp kavuran kıvılcım, tutuşma noktasına ulaştığında… İçindeki çağlayan kendi kabına sığmaz olduğunda… Işık hedefine kilitlendiğinde… Yeteneği ve düş gücü, ses ya da nota olup; çizgi, benek, renk olup; duygu fırtınası, kavram, düşünce ve eylem olup ortaya dökülüyor ve tüm bir yaşama dönüşüyordu.

Semiha Berksoy, opera, müzik, sinema, tiyatrodan plastik sanatlara uzanan muhteşem bir sanatçıydı ama aynı zamanda benim dostumdu, arkadaşımdı, birbirimizin sırdaşıydık. Onu hâlâ çok özlüyorum. Neyse ki ocak ayından bu yana özlemimi, İstanbul Modern’deki, sanatçının şimdiye dek düzenlenmiş en geniş kapsamlı sergisinde gidermeye çalışıyorum.

“Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” sergisini ocak ayından bu yana birkaç kez gezdim. Ve her seferinde farklı tatlar aldım. 

Sergide yer alan otoportrelere ve beden resimlerine bakın: Opera karakterleriyle kendi kimliğini bütünlediğini, birbirinin yerini aldığını göreceksiniz. Bütün o çalışmalarla kendi yaşamını bir mitolojiye dönüştürmüştür.

Her resim, her çizim adeta “sahneye koyuştur”. Dramatik bir yapısı vardır. Kullandığı renkler, malzeme ve teknik tanığımdır.

Zeynep Oral’ın yazısı