ABD’de kasım seçimlerinde Cumhuriyetçilerin Kongre çoğunluğunu kaybetme ihtimali, Trump yönetiminin İran savaşındaki seçeneklerini daraltıyor.
Savaş artık bütçenin yanı sıra üretim kapasitesi ve mühimmat yönetimi sorunu yaratırken Washington, cepheyi genişletmek için Avrupa desteğiyle silah ve mühimmat üssüne dönüşen Ukrayna’yı doğrudan temel aktör olarak sürece dahil edebilir.
Dördüncü yılına giren Ukrayna savaşı ile bu yılın ilk aylarında başlayan ABD/İsrail’in İran’a yönelik saldırıları şimdiye kadar “birbirine pek değmeden” ilerleyen, iki ayrı çatışma olarak devam ediyordu.
Ancak Hazar Denizi’nde İran bağlantılı olduğu belirtilen bir geminin Ukrayna tarafından vurulması, ilk kez iki çatışmanın fiilen birleşmesi ihtimalini ortaya çıkardı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky’nin son açıklamalarında İran’ı Rusya-Ukrayna savaşının “doğrudan tarafı”olarak tarif eden cümleleri de “mükemmel fırtınanın” ayak sesleri gibiydi.
Zelensky son yaptığı televizyon röportajında İran’ın Rusya’ya gönderdiği Şahid kamikaze İHA’ları, balistik füze desteği ve üretim lisansları nedeniyle Tahran yönetimini Rusya’ya destek vermekle açık açık suçladı ve “İran zaten bize saldırdı” ifadesini kullandı.
Ukrayna Devlet Başkanı aynı röportajda sadece İran’ın değil, Kuzey Kore’nin asker ve mühimmat desteği vererek, Çin’in ise uydu ve hedefleme teknolojisiyle Rusya’ya katkı sağladığını da öne sürdü.
Bu söylem değişikliği, Kiev yönetiminin ilk kez İran’ı yalnızca Moskova’nın tedarikçisi değil, Ukrayna savaşının doğrudan aktörlerinden biri olarak tanımlaması açısından son derece dikkat çekici.