Zeynep Gürcanlı: ABD'nin hedefi, Çin'in enerji güvenliğini kırılgan hale getirecek alternatif bir bölgesel düzen kurmak

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

ABD’nin Çin’in petrol tedarikçilerinden Venezuela’yı Maduro’yu devirerek kendi kontrolü altına alması;

Trump’ın, dünyanın önemli ticaret yollarını kontrol eden Grönland üzerinden NATO’daki müttefiki Danimarka ile tartışmaya girmesi;

Hürmüz Boğazı’nın devre dışı bırakılıp, İran’ın petrol ihracatının kontrol altına alınma çabaları;

Rusya’nın enerji üretim kapasitelerinin Ukrayna eliyle yok edilmesi; Panama kanalının kontrolünün fiilen Washington’un eline geçmesi…

Hepsi aynı yönü işaret ediyor: Enerji açı Çin’in tedarik yollarını kesebilmek.

Nitekim Çin de bunun farkında olduğu için yıllardır Malakka Boğazı’na bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. Malakka Boğazı’nın da ABD tarafından -bir şekilde- devre dışı bırakılması ihtimaline karşı, Çin yönetimi Pakistan’daki Gwadar Limanına yatırım yapıyor.

Sonuç olarak Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeleri artık yalnızca askeri dengeler üzerinden okumak mümkün değil. Artık Enerji boru hatları, lojistik koridorları, limanlar ve altyapı yatırımları yeni dönemin jeopolitik silahları haline geliyorlar.

Washington’ın hedefi, İran’ın Hürmüz kartını etkisizleştirmek, Irak’ı Tahran’ın ekonomik etkisinden uzaklaştırmak, Rusya’nın enerji gelirlerini baskılamak ve uzun vadede Çin’in enerji güvenliğini daha kırılgan hale getirecek alternatif bir bölgesel düzen kurmak gibi görünüyor.

Bu büyük dönüşümün merkezinde ise Irak, Suriye, Güney Kafkasya ve Türkiye bulunuyor.

Zeynep Gürcanlı’nın yazısı