Piyasalar yeniden alarm durumuna geçti. Küresel ekonomi bu kez aynı anda iki kritik boğazdan sıkışıyor. Hürmüz Boğazı’nda büyüyen enerji arzı riski, çatışmaların Bab el-Mendeb’e sıçramasıyla Kızıldeniz’e taşındı.
Karadeniz’de ticari gemiler ile limanların hedef alınması ise tahıl ticaretini baskı altına alma riskini gündeme getiriyor. Petrolün 102 doları test ettiği, navlun ve sigorta maliyetlerinin yükseldiği bu görüntü; enerji, gübre, gıda ve sanayi metalleri üzerinden yeni bir küresel arz şokunun kapısını aralıyor. Ortaya çıkan yeni maliyet artışlarının enflasyon ve faizler üzerinden dünya ekonomisine ne ölçüde yayılacağı ise piyasaların ana sorusunu oluşturuyor.
Bölgesel gerilimler, petrol fiyatındaki artış, enflasyon beklentilerini bozarken merkez bankalarının manevra alanını daraltıyor. Nitekim içeride politika faizinin beklendiği gibi yüzde 37 seviyesinde sabit tutulması ve karar metnindeki mesajlar, faiz indirim beklentilerini eylül sonrasına ötelerken iki yıllık tahvil faizini yüzde 42.5 bandına taşıdı. Gelişmeler risksiz getirinin cazibesini artırıyor.