Bugün yeni salgınların kapıda olabileceği sıkça dile getiriliyor. Eğer gerçekten geleceğe hazırlanmak istiyorsak, yalnızca yeni virüsleri değil; onların hangi toplumsal koşullarda ortaya çıktığını, kimleri daha fazla etkilediğini ve sağlık hizmetlerine erişimin neden hâlâ bu kadar eşitsiz olduğunu da anlamak zorundayız.
Pandemiler doğanın olayıdır; fakat onların toplumsal sonuçları insanlığın ortak tercihleriyle şekillenir. Bu nedenle COVID-19 üzerine düşünmeye devam etmek, geçmişi konuşmak değil, geleceğe hazırlanmaktır.
Bu açıdan Feride Aksu Tanık’ın Gizil Nekropolitika adlı kitabı, pandemi üzerine düşünmeyi sürdüren herkesin dikkatle okuyup tartışması gereken önemli çalışmalardan birisi.
14 Mart 2020’de Feride Hoca’mızla gazetemiz Evrensel için uzun bir röportaj yapmıştım. Söyleşinin başlığı onun bir sözünden alınmıştı: ‘Sağlıklı yaşam bireylerin değil devletin sorumluluğudur.’ Koronavirüs salgını, mültecilerin çaresizliği ve yakınımızda alevlenen savaş gündemi ile örtüşen 14 Mart’ı konuşmuştuk. Sanırım gazetemiz okurları bu kitabın yazılması gerektiğini hissetmişti. Söyleşinin bana hatırlattığı ise Feride Hoca’nın kaleminden yeni kitaplarda savaş ve mültecileri okumanın bir ihtiyaç olduğu…
Feride Hoca’mız ülkenin ve tıp ortamının bir değeri. Geçtiğimiz ay Demokratik Katılımcı Hekimler tarafından İzmir Tabip Odasında adına düzenlenen yemekteki katılım ve duygudaşlık bunun bir göstergesiydi.
Hasılı, COVID-19 bize şunu öğretti: Salgın sadece bir tıp konusu değildir. O; ekonomiden siyasete, sosyolojiden ahlaka kadar insan yapımı tüm sistemlerin turnusol kağıdıdır.