Bugün hekimlik; performans baskısı, piyasalaştırma, şiddet, değersizleştirme ve güvencesizlik altında yapılmaya çalışılıyor. Hekimden daha kısa sürede daha çok hasta bakması beklenirken; bilimsel, etik ve nitelikli hekimlik giderek daraltılıyor. Oysa hekimlik yalnızca hastalık tedavi etmek değil, insanın onurunu ve yaşam hakkını her türlü sistemin üzerinde tutmaktır.
Bu nedenle mücadelemiz yalnızca özlük haklarıyla sınırlı olamaz. Elbette emeğimizin değeri, çalışma koşullarımız, ücretlerimiz ve mesleki güvencemiz vazgeçilmezdir. Ancak hekimliği savunmak, aynı zamanda onu kuşatan toplumsal koşullara da itiraz etmeyi gerektirir.
Toplumcu tıp anlayışı, hekimliğin yalnızca hastane duvarları arasında değil, yaşamın içinde olduğuna inanıyor. Yoksulluk, çevre kirliliği, eşitsizlik, savaş ve şiddet; yalnızca toplumsal sorunlar değil, doğrudan sağlık sorunudur.