Emek ve Özgürlük İttifakı, iktidar ve burjuva muhalefetin karşısına halk güçlerinin üçüncü seçeneği olarak oluşturulmuşken HDP’nin ittifak bileşenleriyle müzakere etmeden böylesi bir kararı ilan etmesinin sorunlu olduğu açıktır. Ancak ülke tarihinin en kritik seçimlerinden birine doğru gidiliyorken mesele HDP’nin bu sorunlu tutumunun çok daha ötesindedir. Tek adam rejimi için ciddi riskleri olsa da Erdoğan’ın seçim tarihini belirlerken ‘mili şef’e karşı halkın tepkisini de yedekleyen yükselen Türk burjuvazisinin siyasal temsilcisi Demokrat Partinin kazandığı 1950 seçimlerini işaret etmesi, bu seçimlerin ülkenin geleceğinin nasıl bir siyaset üzerinden inşa edileceği sorusunun yanıtını verebilmek bakımından önemini de gösteriyor.