HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı bildiriye imza attıkları için tutuklanan üç akademisyenden Esra Mungan’ın kaldığı Bakırköy Cezaevi’nin önündeki ‘Özgürlük Nöbeti’ni ziyaret etti.
Mungan’a iletilmek üzere bir mektup kaleme alan Yüksekdağ, “Senin ve tüm onurlu, barış isteyen akademisyenlerin duruşundan güç alıyoruz” ifadesini kullandı.

Yüksekdağ’ın mektubu şöyle: “Sevgili Esra hocam, Özgürlük ve barış sözleri söylemek güzel; ama o sözlerin arkasında bu kadar güçlü ve onurlu durmak daha güzel! Senin hapishane duvarları arkasında olduğunu bilmek bizim için kötü bir deneyim. Güzelliğin hapsedilemeyeceğini biliyoruz ama… Bu bize güç veriyor. Senin ve tüm onurlu, barış isteyen akademisyenlerin duruşundan güç alıyoruz.”
‘Özgürlük Nöbeti’ ziyaretinde Yüksekdağ’a HDP milletvekili Levent Tüzel, HDK Eş Başkanı Sabahat Tuncel ve eski milletvekillerinden Akın Birdal eşlik etti.
Cezaevinin önünde yaptığı açıklamada akademisyenlerin tutuklanmasını ‘Türkiye halklarının işlenen savaş suçuna ortak olmama iradesinin tutsaklığı’ sözleriyle değerlendiren HDP lideri şöyle devam etti: “Bütün bir Türkiye toplumu akademinin yaktığı barış ve özgürlük ışığının etrafında buluşmalıdır. Eğer bugün haklarımızı ve istediklerimizi elde etmek için 24 saat bu zulüm karşısında nöbet tutmamız gerekiyorsa, o zaman çağrımız nettir. 24 saat barış için, özgürlük için nöbet tutalım. Zapt edilmeye çalışılan alanlarımızı asla ve asla özgürlüğü ve barışı istemeyenlere terk etmeyelim. Bugün bütün yaşam alanlarımızı işgal etmeye girişmiş karanlık bir saldırı var karşımızda. Bugün, zapt edilemez olduğumuzu göstermek için daha fazla ayakta ve dik durmanın zamandır.”

Bir kez daha çözüm sürecine dönüş ve müzakere çağrısı yaptıklarını vurgulayan Yüksekdağ, akademisyenlerin tutuklanmasına neden olan bildirideki “Müzakereleri başlatın, gerekirse biz gözlemci oluruz, gerekirse biz bu sürecin izleme heyetini oluştururuz” sözlerini hatırlattı.
Yüksekdağ sözlerini şöyle bitirdi: “Biz onların cesaretinin ve kararlılığının arkasındayız. Bu savaş ve çözümsüzlük siyaseti karşısında çözüm ve barış sorumluluğunun üstlenmek hepimizin görevidir.”