Batılı emperyalist ülkelerin Rusya ve Çin’e karşı yapmayı planladığı hamleler, her müttefik ülkeye yeni görevler ve sorumluluklar yüklüyor. Türkiye’ye de düşen bir kez daha NATO’nun güney kanadının sadık bekçisi, belki de vurucu gücü olmaktır. Türkiye egemen sınıfları ve onların medyası ise bu durumu tersine çevirerek ‘Batı’nın Türkiye’nin önemini anladığı, Erdoğan’ın küresel bir güce dönüştüğü ve önünde saygıyla eğildiği’ propagandasını yapıyorlar.
Halbuki, Batı’nın ihtiyaçları ve çıkar birliği, ilişkileri yeniden uyumlu hale getirdi. Denilebilir ki, Türk-Alman ilişkileri bu nedenle önümüzdeki dönem Berlin’in çıkarları ve beklentileri nedeniyle yeniden tarihteki ‘silah arkadaşlığı’ referansları üzerinden ilerleyecek.
Türkiye’nin Avrupa güvenlik eylemi programına (SAFE) dahil olması durumunda, ilişkiler yeni bir aşamaya geçebilir. Bu, Erdoğan’ın karşılığında neler alabileceğine bağlı.
İngiltere ve Almanya liderlerinin peş peşe aynı eksende yaptıkları ziyaretlerin asıl nedeni Türkiye’yi emperyalist paylaşım mücadelesinde kendi cephelerindeki sadık bekçi haline getirmek içindir. Hem de Türkiye halklarını, sattıkları silahlarla daha fazla yoksullaştırarak…