Yıldıray Oğur: Siyaseti bir satranç oyunu olarak görenler değil, 'Kızılcık şerbeti içtim derim' diyenler baskın geldi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Türkiye’de pek çok şey, pozisyon, siyasi tercih değişti. Erdoğan ve Gül siyaseten ayrı düştüler. Türkiye o kadar değişmişti ki Gül’ün adı CHP ve SP’nin ortak cumhurbaşkanı adayı olarak geçmişti.

Ama yaşadığımız son bir haftaya bakılırsa Türkiye’de bazı şeyler de pek değişmedi.

Yaşanan bütün değişimler, muhafazakar siyasetteki kırılmalar, farklı yaklaşımlar, sert tartışmaların Türkiye’deki laiklerin büyük yığınları için hiç bir şey ifade etmediği ortaya çıktı. Onlar için Erdoğan ve Gül hala eşleri başörtülü iki “dinci” siyasetçi, o yüzden de aralarında hiçbir fark yok.

Bir grup ise aradaki farkın ve bunun siyaseten kendilerine faydasının farkında olsa da , dindar bir siyasetçinin bir ‘çare’ olmasını içine sindiremedi, bunu kendi dünyası için bir yenilgi olarak gördü ve bu yüzden şiddetle karşı çıktı.

Eski defterler yeniden açıldı. “Sende bu evlat acısı bende bu kuyruk oldukça” sözüne uygun tepkiler verildi. Siyaseti bir satranç oyunu olarak görenler değil, kazananın her şeyi aldığı ya da her şeyi kaybettiği bir zar atma olarak oynayanlar, aşiretinin töresinden çıkamayanlar, kan kusarım, kızılcık şerbeti içtim derim diyenler baskın geldi. Derin siyasi kırılmaların üzeri kapatıldı, kenarda köşede kısık sesle dillendirilen ağır eleştirilerin,  “bu iş böyle gitmez” tespitlerinin sesi kısıldı. Siyasetin sadece ideallerle ve iyi niyetlerle değil, cesaretle ve iddiayla da yapılacak bir iş olduğu ortaya çıktı. Bir de Türkiye’nin siyaseten hala ergenlik döneminde olduğu…

Yıldıray Oğur’un yazısı