DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, İmralı Adası’nda Öcalan için yeni bir bina inşa edildiğini doğruladı. DEM Parti yöneticisi Öztürk Türkdoğan, bu yeni modele geçişte Mandela örneğini hatırlattı:
“Benim aklıma hep Nelson Mandela gelir. Mandela 28. yılda ancak özgürlüğüne kavuşabildi. En son nakledildiği hapishanede kendisine uygun bir mekan yaratılmıştı ve o mekan üzerinden bütün süreçler yürütülmüştü…”
Çok kullanılan Mandela ve Öcalan benzetmesine bakalım.
Mandela, yüzde 80’i yerli siyahların oluşturduğu olan ama Avrupa’dan gelmiş ırkçı bir beyaz azınlık tarafından yönetilen bir ülkedeki siyahi direnişin lideriydi.
Mahalleler bölünmüş, insanlar birbirine düşmüştü. Ülke, açıkça ilan edilmemiş ama herkesin hissettiği bir iç savaşın içindeydi. İşte böyle bir ortamda Mandela şunu söyledi: Artık müzakere edeceğiz.
Bu söz, sadece devlete değil, kendi hareketine de söylenmişti. Çünkü yıllarca savaşmış bir hareketi barışa ikna etmek kolay değildir. ANC içinde itirazlar yükseldi. Silahlı mücadeleyi savunanlar “neden şimdi?” diye sordu.
Mandela bu yüzden şu cümleyi kurdu: Silahlı mücadele bir amaç değil, bir araçtır. Eğer amaç eşitlik ve özgürlük başka bir yolla elde edilebiliyorsa, o zaman silahı bırakmak bir zayıflık değil, bir güçtür.
Hikayede benzerlik var, benzemeyen yerler de.
Bir adadaki tecrit hapishanesinden eve doğru geçiş kısmı benzeyecek gibi görünüyor. Adanın içinde bu geçiş olacak. Kamunun önünde olmayacak ama şartlar değişecek.