YİBO mezunları anlatıyor (3): Hocamız 'Hayvan dili konuşmayın' deyip dayak atardı

 

 

burcu karakas kelleBURCU KARAKAŞ

brckarakas@gmail.com / @burcuas

Seyit, 25 yaşında. Van Erciş Erkek Yatılı Bölge Okulu (YİBO) mezunu.

Üniversiteyi bitirerek inşaat mühendisi olmuş. O da Şirin ve Canan gibi artık İstanbul’da yaşıyor. YİBO’da okuduğu yıllarda, tanık olduğu şiddet ve kötü muameleleri unutamamış.

Orada okuduğunu bile unutmak istiyor. İsmini değiştirdiğimiz Seyit, tanıklıklarını şöyle anlattı:

“YİBO’ya 1999 yılında girdim. Sekiz yaşındaydım. Birinci sınıftan itibaren burada okudum. Köylerinde okul olmayanların gittiği bir okuldur. Benim gitme nedenim biraz daha farklıydı. Babam okula başladığım sene iflas etti. Ticaretle uğraşıyordu. Mecburen oraya gittim.

‘Bizi resmen dövüyordu ama şaka yapıyormuş gibi davranıyordu’

İlk günümü hatırlıyorum. Okul alanı çok büyüktü. Amcam, “Bu senin okulun” deyip gitti. Ne yapacağımı bilmiyordum. Türkçe bilmiyordum. Kendimi ifade edemiyordum. Öylece kaldım ortada. Çocukların hepsi böyle… Bazıları çat pat Türkçe konuşuyordu. Hocalar bir şey anlatıyordu ama biz anlamıyorduk. Küfür mü ediyor, ders mi anlatıyor. Hiç farkında değildik. Yanımızdaki arkadaşa, ‘Hoca ne diyor’ diye sorduğumuzda kafamıza tokat yiyorduk.

Şimdiki nesil gibi değiliz, gerçekten hiç Türkçe bilmiyoruz. Anadil deyince aklıma itici şeyler geliyor. Önceden bir hırsızmışım, katilmişim gibi geliyor. Kürt bir hocam vardı, N. Ç. Müdür yardımcısıydı. Top oynadığımız zaman ister istemez Kürtçe konuşuyorsun. Bize, ‘Hayvan dilini konuşmayın’ derdi. Hayatımda en zoruma giden şey bu… Kürtçe konuşmaktan soğuyorduk. N. hoca bir gün de Kürtçe konuştuk diye sıra dayağına çekmişti. O kadar sert vururdu ki… Bizi resmen dövüyordu ama şaka yapıyormuş gibi davranıyordu. Hala YİBO’da diye biliyorum.

Yedi yaşındaki çocuklar altına işediğinde dövüyorlardı. Bazıları sabah dayak yediği için gece altına kaçırıyordu. Ben birkaç kez yaramazlık yaptım diye dayak yedim ama benim yediğim dayak hiçbir şeydi.

‘Bir hoca öğrencinin kafasında elma patlattı’

Yemekhanede hakkından fazlasını alamazdın. Bir çocuk bir yerine iki tane elma almıştı. Fahrettin Ç. hoca o elmayı yemekhanenin ortasında herkesin içinde kafasına vura vura patlatmıştı. Ben mezun olmadan emekli olmuştu.

Okulun temizliğini biz yapıyorduk. Yatakhaneleri, derslikleri, okulun bahçesini biz temizliyorduk. Bir tek öğretmen odalarına biz karışmıyorduk.  Bana yapılanları, arkadaşlarıma yapılanları unutmadım. O zaman sesimizi çıkaramıyorduk.

‘4-5 hoca beraber bir öğrenciyi dövdü’

E. Ş., bilgisayar derslerine giriyordu. Çok gaddar bir adamdı. Üstünü başını beğenmediğinde favorilerinden çekip tokat atardı. Rencide ederdi seni insanların arasında. Delikanlı bir çocuk vardı. Erol hocaya karşı çıkmıştı. O çocuğu çok fena dövdüler, öyle böyle değil yani… 4-5 hoca beraber dövmüşlerdi. Çocuk çok güçlüydü, başka türlü başa çıkamazlardı. O hoca şimdi ilçe eğitim müdürü…

Bizim okulda şiddetin temelini oluşturan dört hoca vardı. Müdür yardımcılarıydı bunlar. Müdürler sürekli değişiyordu. İyi olan müdürlerimiz bir seneden fazla kalmıyordu ama bu dört hoca hep okuldaydı. Okulun sahibi gibiydiler.

Şu anda okulun yanından bile geçmek istemiyorum. YİBO’dan mezun olup da insanları seven birine daha denk gelmedim. O okuldan çıkan ya aşırı Kürt milliyetçisi ya da aşırı dindar oluyor. Hocalar öğrencileri cemaate gönderiyor, çocukların yoksul olmasını kullanıyorlardı.”

YİBO mezunları anlatıyor (2): İstismardan şüphelenip hiçbir şey yapmadılar

YİBO mezunları anlatıyor (1): Sistematik öğretmen tacizini bütün okul biliyordu