Yağmur Karagöz: Türkiye'nin sansür tarihi aynı zamanda sansürün başarısızlığının tarihi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’nin sansür tarihi aynı zamanda sansürün başarısızlığının da tarihi. Bir dönem radyoda çalınması sakıncalı bulunan şarkıların önemli bir bölümü bugün Türkiye müzik tarihinin klasikleri arasında. Tıpkı Mabel Matiz hakkında soruşturma başlatılmasının ardından “Ha Leylim”in her yerde duyulmaya başlaması gibi…

Bir dönem müziğin geniş kitlelere ulaşmasının başlıca araçlarından biri olan TRT’nin denetiminden geçemeyen eserler radyo ve televizyonda dinleyiciyle buluşamıyordu. Şarkılar kimi zaman politik içerikleri, kimi zaman “karamsarlık” ya da “müstehcenlik”, kimi zaman da alkolü veya intiharı özendirdiği gerekçesiyle yayına uygun bulunmadı.

Bu eserlerden biri Orhan Gencebay’ın “Batsın Bu Dünya” şarkısıydı. Şarkı, “düzene isyan” ettiği ve insanları karamsarlığa sürüklediği gerekçesiyle TRT denetimine takıldı. 70’li yıllarda arabesk müziklere uygulanan sansür arabesk film furyasının da önünü açtı. Seyirciler zalime, zulme olan öfkesini radyodan dinleyemeyince beyaz perdede izledi / dinledi.

Musa Eroğlu’ da denetime takılan isimlerden. Bugün herkesin severek dinlediği “Yolun Sonu Görünüyor” adlı eseri “intiharı özendirdiği” gerekçesiyle engelle karışılaştı.

Barış Manço’nun “Lambaya Püf De” şarkısı da “erotik” bulunduğu gerekçesiyle TRT yayınlarına alınmayan eserler arasında yer aldı. Adnan Şenses’in “Doldur Meyhaneci” şarkısı ise içki içmeye özendirdiği gerekçesiyle denetime takıldı.

Yağmur Karagöz’ün yazısı