Hürmüz Boğazı’ndaki kesinti, sadece bir lojistik aksama değil; enerji, gıda, ulaştırma ve finansın iç içe geçtiği çok boyutlu bir sistemik şoktur. Raporun sonuç bölümünde de belirtildiği gibi, bu tür krizlerin süresi ve derinliği, etkilenen ekonomilerin geleceğini belirleyecektir.
Türkiye için acil senaryo planlaması artık bir zorunluluktur. Enerji arz yollarının çeşitlendirilmesi, stratejik gıda ve yakıt stoklarının yönetimi ve lojistik maliyet artışlarının sanayiciye olan etkisinin hafifletilmesi, önümüzdeki dönemin ana gündem maddeleri olmalıdır. Hürmüz Boğazı’ndaki kesintinin süresi uzadıkça, Türkiye’nin dezenflasyon programı dışsal bir maliyet şokuyla karşı karşıya kalmaya devam edecektir.
Uluslararası toplumun deniz taşımacılığı ve sivil altyapıyı korumaya yönelik de-eskalasyon çabaları sonuç vermediği sürece, Hürmüz’deki her dalga İstanbul’daki raflarda ve enerji faturalarında hissedilmeye devam edecektir. Küresel ticaretin bu kadar kırılgan olduğu bir dönemde, Türkiye’nin makroekonomik istikrarı için rasyonel zeminde kalmak hiç olmadığı kadar hayati bir önem kazanmıştır.