Umur Talu: Teknoağaların hayali teknofaşizm

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Faşizm, ikinci dünya savaşı öncesindeki ilk büyük provasını, ilk büyük savaşta “tarafsız” kalan İspanya’da, Franco ile yapmıştı ve Alman bombardımanlarının da eşlik ettiği o iç savaş aynı zamanda “sol içi iç savaş”a da, SSCB’nin satışına da tanık olmuştu. Yalta da Hitler-Stalin anlaşması da öyleydi; sonraki Sovyet kayıpları ve SSCB ile Kızılordu’nun faşizmin Avrupa’daki yenilgisindeki çok büyük rolünden önce.

Sonrasının Doğu Avrupa’da, Macaristan ve Çekoslovakya müdahalelerinde olduğu gibi, başka büyük hayal kırıkları yaratmış olması da ayrı bahis!

Tarihin tekerrürü büyük ölçüde tarihin tefekkürünün noksan veya yerle yeksan olmasıyla mümkün hale geliyor. Oysa şimdi o tefekkür de canlanmakta. Bu kez “faşizm” sadece “en gerici burjuva düzeni” filan diye tanımlanmıyor, çünkü Palantir adıyla bilinen ve ABD ile İsrail’in en önemli teknoteçhizatçısı şirketin manifestosu da çok açık: Teknoağaların hayali teknofaşizm.

Ama sadece teknolojiyle olmuyor tabii; klasik zulme, klasik faşistlere, klasik despotlara, klasik savaşlara da ihtiyaçları büyük!

“Gün doğdu, hep uyandık” güzel elbette… Ama geniş anlamda sınıf mücadelesi için de çok daha geniş anlamda antifaşist ve savaş karşıtı mücadele için de, yani madencinin hakkı için de, Gazzeli çocuğun hayatı için de, tek tek uyanmak yetmiyor maalesef.

Umur Talu’nun yazısı