Baba olmak beyni nasıl değiştiriyor?

Erkekler, bebekleri doğmadan önce ciddi hormonal değişimler geçirmeye başlıyor. Bu durum hem kendi davranışlarını hem de çocuklarının sağlığını etkileyebiliyor.

Fotoğraf: Pixabay

Tıpkı anneliğin kadınları değiştirdiği gibi, babalık da erkekleri değiştiriyor. Baba, bebeğin bakımına eğildikçe söz konusu hormonal değişim şiddetleniyor.  

Endokrin ve sinir sistemindeki bu değişimler şefkatli baba konseptinin aslında bir biyolojik özellik olduğunu gösteriyor. 

Çocuk sahibi olmanın erkekleri fiziksel olarak nasıl değiştirdiğini inceleyen geçmiş araştırmalar genellikle hayvanlar üstünde yapılıyordu. 

20’nci yüzyılın sonlarındaki bu araştırmalar, ebeveyn bakımı üstlenen birçok erkek memelinin belirgin hormonal değişimler geçirdiğini ortaya koymuştu. Testosteron, vazopressin ve prolaktin gibi hormonlar artıp azalıyordu.

BBC’nin haberine göre Amerikalı antropolog Lee Gettler, 2000’lerin başında henüz üniversite öğrencisiyken bu araştırmaları duyunca meseleyi kafayı taktı: ‘‘Hemen hocama gidip bu mevzuyu insan babalar üstünde çalışan kimse var mı diye sordum. Fakat yanıt büyük ölçüde ‘hayır’dı.’’

Daha sonra Gettler, onlarca yıldır bu konuda bir proje yürüten bilim insanlarıyla işbirliği yapmaya karar verdi.

Testosteron düşüyor

Ekip, 2005’te, ortalama 21 yaşında partnersiz 624 erkeğin testosteron düzeylerini ölçtü ve tükürük örneklerini topladı. Dört yıl sonra, deneyi tekrarladılar.

İki sorunun peşindeydiler: Bu sürede baba olan erkeklerin testosteronu düşecek miydi? Ve çocuk bakımıyla çok ilgilenen babalarda bu seviye daha da mı düşük olacaktı?

Hakikaten öyle oldu. Çocuklu erkeklerin testosteronu, çocuksuz erkeklere kıyasla bir hayli düşüktü. Bebek bakımıyla daha fazla ilgilenen erkeklerin testosteronu daha da düşmüştü. Bebekleriyle aynı yatakta yatan babalarınkiyse en düşüğüydü.

‘‘Sanırım bu sonuçlar, bilimsel literatürde, erkeklerin biyolojik olarak babalığa hazırlanma kapasitesine sahip olduğuna dair ilk bulguydu’’ diyor Gettler.

Araştırmacılar, baba adaylarını gebeliğin dördüncü ayında teste soktu ve deneydeki diğer erkeklere kıyasla iki hormonun azaldığını gördüler: Testosteron ve vazopressin.

Emory University’de Sosyal Sinirbilim Laboratuvarı direktörü James K. Rilling, ‘‘İşin ilginci, testosteron düştükçe doğumdan sonra anneyle ve bebekle daha fazla ilgileniyorlar’’ dedi. 

Oksitosin babalık içgüdüsünü güçlendiriyor

Tabii bu değişimler testosteronla sınırlı değil. Örneğin babalarda—özellikle çocuklarıyla daha fazla vakit geçirenlerde—‘aşk hormonu’ diye bilinen oksitosin düzeyi daha yüksek oluyor. Oksitosin adeta babalık içgüdüsünü güçlendiriyor.

2025’te yayımlanan başka bir çalışmaya göreyse hayvanlarda genellikle erkekler arası saldırganlıkla ilişkilendirilen vazopressin hormonu baba adaylarında baskılanıyor.

Bir diğer şaşırtıcı değişim ‘süt hormonu’ diye bilinen prolaktin hormonunda görülüyor.

Bu hormon insanlarda en çok emzirme ve annelik bakımıyla biliniyor. Fakat biyologlar kuş, balık ve güçlü babalık içgüdüsüyle bilinen Güney Amerika maymunu marmosetler dahil olmak üzere birçok hayvandaki babalık davranışıyla ilişkilendiriyor.

2023’teki bir araştırmaya göre henüz anne karnındaki çocuklarıyla daha güçlü bağ hisseden baba adaylarının prolaktin düzeyleri daha yüksek oluyor. Dahası, doğum öncesi prolaktin seviyeleri, bir babanın gelecekte çocuk bakımına ne ölçüde dahil olacağına ilişkin fikir verebiliyor.  

‘‘Ne kadar ilgiliyseniz, o kadar dönüşüyorsunuz’’ diyor primatolog Sarah Hrdy.

Hrdy’ye göre her insan beyninde ebeveynlik için bir kapasite var ve uygun koşullarda devreye giriyor.