Umur Talu: Her galibiyet, galibiyet değildir, hele kendi kendini de yiyorsan, yeniyorsan

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir ülke, bir halk bir darbeyi yenebilir; oradan daha fazla demokrasi umutları doğurabilir. Bir ülke, bir halk faşizmi yenebilir; oradan capcanlı bir demokrasi deneyimine geçebilir. Bir ülke, bir halk işgalcileri, sömürgecileri, emperyalistleri yenebilir; oradan yeni bir ufka yönelebilir.

Ancak, bir ülkede, bir halkın çoğunluğunun tercihi olan bir iktidar partisinin kendi kendisini durmadan yenmesi galiba başka bir şey. Oradan bir türlü bir yere geçemiyorsun. Orada esasen iktidarın kendisi de sıkışıp kalıyor. Önce korkularının esiri oluyor belki; sonra korkacak bir şey kalmıyor yahut kalmasın diye bu kez kendi gücünün de rehinesi oluyor.

Ben böyle düşünüyorum. Belki siz öyle düşünmüyorsunuzdur.

Onca gazeteciyi, yazarı, eleştiri sahibini, bu arada o gün orada babalarına “Düşüncelerinden dolayı çok ağır bedeller ödedi” denerek verilen ödülü paylaşan “Çetin Altın’ın oğulları”nı da bayram cezasıyla içeri atıp “subliminal darbeci” yaparak, binlerce öğretmeni, akademisyeni, memuru işinden, aşından, hayatından, haysiyetinden kolayca ederek de yeniyor.

Her galibiyet, galibiyet değildir. Hele kendi kendini de yiyorsan, yeniyorsan. Galibiyetlerin değeri; bağımsızlık, adalet, eşitlik, huzur, umut, hakkaniyet, hakikat, hak ve özgürlükler içinse vardır. Eskisi gibi, bir adım, bir gıdım daha demokrasi içinse bir kıymeti olur! Çünkü Tarih o tarafından bakar. Biliyor musunuz; hiçbir zaman çok geç olmaz. Öyle umarız hiç değilse.

Umur Talu’nun yazısı