Dün 23’dü, bugün 24 idi.
Biri ülkenin yepyeni yolculuğunun tarihi başlangıcı…
Diğeri bir önceki “devlet”in bitap yolculuğunun son saatleri!
Birinin “aydınlığı” ile diğerinin “karanlığı” arasında sadece 7 sene var.
24 o 23’den önce!
23 Nisan, “mazlum milletlere örnek olmuş” bir “direniş”i, apayrı başkentte, bambaşka Meclis ile kendince taçlandırmış bir “mazlum halk isyanı” ise…
24 Nisan, “zalim devletler” arasında, birbiriyle savaşlarında yer almış “Son imparatorluk”un, halklarından bir halkı katledişi!
Zalimlik ile mazlumluk arasında sadece 7 yıl!
Bugünkünden her şeye rağmen daha kozmopolit bir İstanbul’da öğrenmeye çalışan çocuk aklım, bölük pörçük bilgilerle mealen şöyle düşünürdü:
23 ile gurur duyuyorsan, 24 ile nasıl gurur duyabilirsin?
23 ile gurur duymak, 24’ten de utanmak değil midir zaten?