Ümit İzmen: Kendi kendine yeterlilik sadece­ belirli alanlarda sağlanabi­lir; o da eğer sağlanabilirse…

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir ülkenin ekonomisini küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale getirmenin tek yolu dışa bağım­lılığı düşük seviyelere indirmek. Ancak bu, sorun ortaya çıktıktan sonra başvurulacak, kısa süre için­de sonuç veren bir yöntem değil­dir. Kendi kendine yeterlilik sade­ce belirli alanlarda, uzun erimli bir strateji ile yavaş yavaş sağlanabi­lir. O da eğer sağlanabilirse…

Ülkeler arasında karşılıklı ba­ğımlılığın risk değil, refaha eriş­menin daha etkin bir yolu olarak görüldüğü küresel sistem artık geçmişte kaldı. Şimdi, uzun vade­de ekonomik ve siyasi gücün temi­natı kendi kendine yeterliliği ar­tırmada görülüyor. Ama enerjide, kritik hammaddelerde, teknoloji­de ve savunmada dışarıya bağımlı­lığı azaltmanın bedeli çok yüksek.

Kendi kendine yeterlilik politi­kalarını hayata geçirmek için çok ciddi boyutlarda finansal kayna­ğı seferber etmek gerekiyor. Dün­ya ekonomisinden daha ucuza ve bol temin edilebilecek hammad­delerden, aramallarından ve nihai mallardan vazgeçilecek. Ta ki içe­ride kapasite gelişip dünya ayarın­da üretim yapılabilene kadar. Eğer mümkünse.

Çin tecrübesinden bir ders daha çıkartmak mümkün: kendi kendine yeterlilik hedefinin bir başka maliyeti de baskı rejimi altında yaşamak.

Her alanda kendi kendine yeter­lilik imkansızsa, seçilmiş alanlar­da bile kendine yeterlilik zor, ma­liyetli ve siyasi sonuçları itibariyle ürkütücü sonuçları olabilecek bir strateji.

Ümit İzmen’in yazısı