Bir ülkenin ekonomisini küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale getirmenin tek yolu dışa bağımlılığı düşük seviyelere indirmek. Ancak bu, sorun ortaya çıktıktan sonra başvurulacak, kısa süre içinde sonuç veren bir yöntem değildir. Kendi kendine yeterlilik sadece belirli alanlarda, uzun erimli bir strateji ile yavaş yavaş sağlanabilir. O da eğer sağlanabilirse…
Ülkeler arasında karşılıklı bağımlılığın risk değil, refaha erişmenin daha etkin bir yolu olarak görüldüğü küresel sistem artık geçmişte kaldı. Şimdi, uzun vadede ekonomik ve siyasi gücün teminatı kendi kendine yeterliliği artırmada görülüyor. Ama enerjide, kritik hammaddelerde, teknolojide ve savunmada dışarıya bağımlılığı azaltmanın bedeli çok yüksek.
Kendi kendine yeterlilik politikalarını hayata geçirmek için çok ciddi boyutlarda finansal kaynağı seferber etmek gerekiyor. Dünya ekonomisinden daha ucuza ve bol temin edilebilecek hammaddelerden, aramallarından ve nihai mallardan vazgeçilecek. Ta ki içeride kapasite gelişip dünya ayarında üretim yapılabilene kadar. Eğer mümkünse.
Çin tecrübesinden bir ders daha çıkartmak mümkün: kendi kendine yeterlilik hedefinin bir başka maliyeti de baskı rejimi altında yaşamak.
Her alanda kendi kendine yeterlilik imkansızsa, seçilmiş alanlarda bile kendine yeterlilik zor, maliyetli ve siyasi sonuçları itibariyle ürkütücü sonuçları olabilecek bir strateji.