Ümit Alan: İki ayrı dönemin mağduriyetini aynı şekilde karşılayamayız

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

2019’da tekrarlanan İstanbul seçimine giden süreçte, bir belirsizlik, bir endişe ve buna karşı inatçı bir mücadele vardı. Ekrem İmamoğlu’nun kollarını sıvayarak başladığı süreç bir inadı temsil ediyordu. Bugünkü tabloda, mahkûmiyet ve ceza kararını çok hızlı bir şekilde “zafer gibi karşılama” eğilimi seziliyor. İşte konunun iletişimsel açıdan riskli olan tarafı bu. Ortada bir haksızlık var ve bunun öncelikle “mağduriyet” olarak değil, “haksızlık” olarak ele alınması gerekli. “Halkın iradesiyle iki kez seçilen, Türkiye’nin en yüksek nüfuslu kentinin belediye başkanı hukuksuz bir kararla büyük bir haksızlığa uğradı.” Elimizdeki olgu bu. Bu olgu, “Halkın iradesiyle seçilen, Türkiye’nin en yüksek nüfuslu kentinin belediye başkanı mağdur edilerek büyük bir zafer kazandı” şekline dönüştürülürse, bir hata olur. Çünkü başka yankı odalarında da “bunun bir komplo olduğu” şeklinde bir anlatı devreye giriyor. Mahkeme kararını Ekrem İmamoğlu aldırmış gibi saçma sapan bir karşı enformasyon bile üretiliyor. Neredeyse hiç “bu çok haklı bir karar” diyene rastlanmıyor. İktidar medyası, haberi ya küçük ve önemsiz görmeye çalışıyor ya da “komplo iddiası” üzerinden kendi gerçeğini inşa etmeye çalışıyor. Bu, 2016 ABD seçimini kazanan Donald Trump’ın enfokrasi çağına uygun taktiğini hatırlatıyor: Olguyu görmezden gel, kendi hakikatini yarat. Trump’a kısa vadede başarı getiren formül buydu. Bunu da yeni medya imkânlarıyla inşa etti. Bizim durumumuzda “büyük haksızlık olgusu” hızla geçilerek; “mağduriyet=zafer” e karşı, “bu bir komplo” enformasyonları savaşıyor. Böyle bir enformasyon savaşında, olgu yok olabilir. Olgunun görmezden gelinmesine asla izin verilmemesi gerekiyor. 1998’de böyle bir risk söz konusu bile değildi. Olgu kamusal alandaydı ve mağduriyet de oradan oluştu. İşte bu yüzden, iki ayrı dönemin mağduriyetini aynı şekilde karşılayamayız.

Ümit Alan’ın yazısı