Nasıl bir milli takım istediğiniz, nasıl bir ülke, hatta nasıl bir dünya görmek istediğinizle ilgili sanırım.
Doğrusunu söylemek gerekirse, hayalim tüm maçları kazanan, tüm turnuvalara giden, yenilmez bir takım değil. Global ölçekteki yerimizi aşağı yukarı biliyoruz, en iyi futbol bu ülkede oynanmıyor, hiçbir zaman oynanmadı, muhtemelen hiçbir zaman da oynanmayacak.
Yenilmez değiliz… Kimi maçı kazanacağız, kimisini kaybedeceğiz. Bazı turnuvalara gideceğiz, bazısını kaçıracağız. Eşyanın tabiatı bu.
Bir futbol aşığı olarak yenilginin her türlüsünü kabul edebilirim; Hırvatlar’ın Vlaovic’li 1-0’ını da, İngilizler’e karşı 3 yılda iki 8-0’ı da. Ama şunu kabul edemem: Ulusal takımın, ulusu coşkuyla temsil etmemesini… Çocukların son ana kadar koşabileceği halde koşmamasını. Koca bir milleti temsil eden millilerin her maç öncesi gerilimle beslenmesini. Medeniyet ve görgü merkezi olmaktan çıkıp, kibir ve haydutluk merkezine dönüşmesini.