Türkiye Suriye'de aradığı 'güvenli bölge'yi Halep'te buldu!

 

 

IŞINIŞIN ELİÇİN

İngiliz The Times gazetesi’nin Türkiye’nin silah gönderdiğini iddia ettiği Şam Cephesi (Cibhet Eş Şamiye), Halep’te savaşan muhalif gruplar arasında geçen yılın sonunda kurulmuş bir ittifak.

25 Aralık 2014 tarihli kuruluş deklerasyonuna imza atan gruplar şunlar: Türkiye ile yakınlığını gizlemeyen Ahrar Uş Şam’ın da yer aldığı bir başka ittifak  İslami Cephe; Nureddin Zengi (Suriye’nin idaresini alıp Halep’i bahşehri yapan Selçuklu Atabeyi) Hareketi, Mücahitler Ordusu, Fastekim Kema Ümirte (Hûd Suresi 112. Ayetten alınma: Emredildiğin Gibi Dosdoğru Ol) Tugayları ve Asliyet ve Kalkınma Cephesi.

Türkiye’de birleştiler

Bu beş grubun tam da Esad’a bağlı rejim güçlerinin Halep-Türkiye sınırı arasında muhalifler açısından hayati önemdeki ikmal hattını ele geçirmek için operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde, liderlerinin Türkiye’de yaptıkları müzakereler sonucu birleştiğini hatırda tutmakta yarar var.

İttifakın iddiası Esad’a karşı savaşan tüm ‘devrimci ve mücahit’ grupları birleştirecek bir çekirdek yapı olmaktı. Nitekim bir ay kadar sonra, aralarına ABD destekli Hareket Hazm da (Azim Hereketi)  katıldı. Hareket Hazm ABD’nin tanksavar füzeleri vermeye uygun gördüğü, 150 kadar üyesini de Katar’da askeri eğitime tabi tuttuğu ‘ılımlı’ muhaliflerden.

Hedef İslam devleti

Şam Cephesi Nisan ayında Halep ve çevresini hem rejim güçlerinden hem de IŞİD’den temizlemek için oluşturulan, Türkmenlerin kurduğu Sultan Murad Tugayları gibi yine Türkiye’ye yakın başka grupların da katıldığı ‘Fetih Halep’ adlı operasyon gücünde de yer alıyor.

Cephe’nin yeni lideri Abu Amr, Ahrar uş Şam’ın komutanlarından.

29 Haziran’da yayınladıkları kuruluş bildirgesinde yer alan hedefleri ise şöyle: 1) Esad rejimini ve IŞİD’i devirmek 2) Şeriatla yönetilecek bağımısz bir İslam devleti kurmak.

Halep’te fiili bir güvenli bölge mi?

Şam Cephesi’ni biraz tanıtmaya çalıştıktan sonra, Times’ın haberine yakından bakalım: Gazete Türkiye’nin gönderdiği söylenen silahları örgütün ‘ABD ve Türkiye ile temas kurduktan sonra’ aldığını yazmış. Yani ABD bu sevkiyatı onaylamış, kastedilen bu.

Nitekim Times’ın görüş aldığı Brookings Ensitütüsü’nden Charles Lister, sevkiyatı ‘akıllıca’ bulmuş. Zira böylelikle ABD ve Türkiye’nin havadan desteği sürerken, muhalifler IŞİD’e karşı daha etkin savaşabilecekmiş.

Durum buysa, Türkiye Halep’in kuzeyinde ‘fiili’ bir güvenli bölge/temiz hat yaratmak için gerçekten de ABD ile anlaşmış olmalı. Kimbilir Amerikalılar belki de Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın Türkiye’deki sistem konusunda önce fiili durum yaratıp hukuki altyapısına sonra bakma yönteminin Suriye’de işe yarayabileceğini düşünüyordur (‘Güvenli bölge’ nedir, neden uluslararası hukuk bakımından sorun yaratabilir, neden Türkiye güvenli bölge yerine ‘temiz hat’ kavramına geçti, bu konuda geçen haftaki yazım).

Tuhaf bir durum

Yine de tuhaf, çünkü ABD bir yandan da Türkiye’ye konuşlandırdığı hava savunma sistemlerini geri çekme kararı aldı. Demek Esad rejiminin, ülkeyi bölünmeye sürükleyecek bir adıma, rejimi devirmeyi hedefleyen grupların özel korumaya alınmış bir alanda barındırılmasına, misilleme yapmayacağı hesaplanıyor.

Bir ihtimal daha var: O da, ABD’nin Patriotları çekme kararı, Türkiye’nin Suriye’de yaratacağı fiili durumların sonuçlarını tek başına göğüslemek zorunda kalacağına dair bir uyarı mı dersiniz?