BBC’ye göre Türkiye’deki göllerin beşte dördü kurudu ve küçük bir ekoloji ekibi, dünya kuşları için bu ‘son kale’yi kurtarmak için zamana karşı yarışta.

Türkiye-Gürcistan sınırına yayılan Ardahan’daki Aktaş Gölü, sadece Türkiye değil, tüm dünyanın en önemli göçmen kuş sığınaklarından. Türkiye’deki tüm kuş türlerinin yüzde 68’i bu bölgede.
BBC News’e göre hayati önemdeki Aktaş Gölü de kuruyor. Çağan Hakkı Şekercioğlu ve küçük ekibi, dünya kuşları için bu ‘son kale’yi kurtarmak için zamana karşı yarışıyor.
Aktaş Gölü’nün yakınında Kenarbel Köyü var. Bu köy, birkaç taş ev ve çamurlu tarlalardan ibaret. Bölgede ayrıca bir askeri üs de var. Bu üs bir zamanlar NATO ile Sovyetler Birliği arasındaki sınırlardan biri olan bu iç bölgeyi gözetliyordu. Şimdiyse ucuz şarap ve sigara almak için Gürcistan sınırını geçmeyi çalışanlar için birçok geçiş noktasından biri olarak hizmet veriyor.
Askerler, köylülerin gölde tekne gezintisi yapmasını, adalarında piknik yapmasını ve zengin kuş popülasyonunu rahatsız etmesini engelliyor.
Bölgede Gürcistan sınırına kadar uzanan bir yol yapılması planlanıyor. Şekercioğlu ve ekibi, gürültünün kuşları rahatsız edeceği endişesiyle yolun gölden yaklaşık 1,5 kilometre uzakta inşa edilmesini önerdi. Yolun daha yakın olması durumundaysa bariyerler kurulmasını istedi. Hükümet bu öneriyi kabul etti ve bariyerler inşa edildi.
Şekercioğlu aynı zamanda Kuzeydoğa Derneği’nin de kurucusu. Dernek, Türkiye’nin doğusundaki vahşi doğa kuşlarını, gölleri ve sulak alanları izleyip korumaya çalışıyor.
Şekercioğlu ve KuzeyDoğa, 2006’da Kafkasya-Avrasya kuş göç yolu üzerinde Aras Araştırma İstasyonu’nu açtı; bu, Türkiye’nin doğusundaki ilk kuş göçü araştırma istasyonu.
Dünyadaki birçok göl ve sulak alan kuruma tehdidiyle karşı karşıya. Türkiye’nin doğusu, kuşların Avrupa ve Afrika’ya uzanan küresel bir yolculuğun sadece bir durağı.

Kuş türlerinin neredeyse üçte ikisi azalma eğiliminde
Dünyada kuş türlerinin neredeyse üçte ikisi azalma eğiliminde. Türkiye’de birçok tür sulak alanlara bağımlı fakat ülke 2030’a kadar şiddetli kuraklık riskiyle karşı karşıya. Türkiye’nin doğudaki kuş bakımından zengin sulak alanları dahil yaklaşık yüzde 88’i çölleşme riski altında. Kanıtlarsa açık. Türkiye’de 240 gölden 186’sı kurudu ve daha fazlasının da kuruması bekleniyor.
Aktaş Gölü, onu ikiye bölen sınırla korunurken yakınlarındaki Kuyucuk Gölü aynı şansa sahip değil. Aktaş Gölü’nün 77 kilometre güneyinde ve Ermenistan sınırı yakınındaki bu göl, kuşlar için bir cennetti.
Göle, 2004’te bir keşif gezisi yapan Şekercioğlu, “40 binden fazla kuş saydık ve bunların yarısı kızıl ördekti. O zamanlar kızıl ördeğin dünya genelindeki tahmini popülasyonu 170 bindi. Yani dünya popülasyonunun yüzde 12’si bu küçük göldeydi” dedi.

Her yıl gölün derinliğini ve kıyı şeridini ölçen Şekercioğlu ve ekibi, 2010’da su seviyesinin hızla azaldığını fark etti. 1997’de göl 13 metre derinliğindeyken Şekercioğlu çalışmalarına başladığı zaman 4,5 metreye düşmüştü. Derinlik, 2010’daysa bir metreye kadar düştü.
Köylülerin gölü besleyen dereler üzerine kurdukları küçük, derme çatma barajlar, hayvanları için suyu çekiyordu. Yasadışı kuyular da suyu tüketiyordu. Şekercioğlu gölü kurtarmak için harekete geçti. Valiyi göle su pompalamak için bir kuyu açmaya ikna etti. Köylülerin yasadışı barajları da ikna yoluyla kapatıldı. Göl bu girişimle kurtarıldı. Fakat şimdi burada Ermenistan’la bir kara yolunun açılacağı konuşuluyor.
Şekercioğlu başta Kuyucuk Gölü’nde bir kuş gözlem istasyonu kurmayı planlamıştı fakat gölün küçülmesiyle yeni bir yer bulunması gerekti. Bu nedenle 2006’da Iğdır’daki Aras Nehri kıyısında Aras Kuş Gözlem İstasyonu’nu kurdu.
Yılın altı ayı boyunca bir grup gönüllü her gün kuşları yakalayıp etiketliyor. İstasyon, Türkiye’nin doğusunda bu tür çalışmaları yapan tek yer. Kuşlar doğal yaşamlarına bırakılmadan önce tüm veriler özenle giriliyor.
Nehrin yakınlarda da Tuzluca Depolama Barajı projesi yapılıyor. Proje, göçmen kuşları buraya çeken hassas ekosistemi büyük ölçüde yok edecek nitelikte. Barajın inşaatına başlanmamış olsa da şantiye alanı çoktan kuruldu.
KuzeyDoğa Derneği, iki köyün projeden muaf tutulmasını sağlayan bir anlaşmaya vararak müzakerelerini sürdürüyor fakat plan hala üç köy ve kuş halkalama istasyonunu sular altında bırakacak nitelikte.
Şekercioğlu, “İnşaat süreci beş yıl sürecek, bu yüzden görüşmelere ve müzakerelere devam ediyor, projenin gerçekleşmemesini umuyoruz fakat yasal açıdan elimizden bir şey gelmiyor” diyor.
Yerel yönetimin Doğa Koruma ve Milli Parklar şube müdürüyse şöyle: “Gerekli çevresel çalışmaları yaptık. Benzer projelere ve oralarda neler yapıldığına baktık. Kuşların zarar görmemesini sağlamak için çalışan uzmanlar var.
Sonrasında yapay adalar oluşturmaya karar verdik. Hem bu adalar olacak hem de baraj, tüm hayvanların yaşamını sürdürebileceği yeni bir ekosistem yaratacak.”
Şekercioğlu’ysa yakınıyor: “Göller zamanla doğal yollarla yok oluyor çünkü insanlar hep daha fazla su ister ve su konusunda doğa insanlarla rekabete girdiğinde, kaybeden taraf doğa olur. İnsanlara ‘Bu suyu ördeklere saklıyorum’ derseniz en çok oyu alamazsınız, kaybedersiniz.”