Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış; çünkü dağ bilir, kendisi olmadan tavşan yaşayamaz

 

mertMERT YILDIZ

mertyldz@gmail.com / Twitter: @my2048

Cumhurbaşkanı Erdoğan Katar dönüşü kredi derecelendirme kurumlarına çıkıştı. Gerekirse ilişkileri koparabileceğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı iktisatçı olmayınca…

Cumhurbaşkanı iktisatçı olmayınca bu tür talihsiz açıklamalar olabiliyor. Kredi derecelendirme kurumlarıyla ilişkiler dışişleri ilişkilerine benzemez. İsrail’e kızıp elçinizi çekebilirsiniz ama kredi derecelendirme kurumlarından çekecek elçiniz yoktur. ‘Beni derecelendirme, istemem’ dersiniz en fazla…

Bu noktada kredi derecelendirme kurumları size ‘Derece benim, istediğimi derecelendiririm’ veya ‘Tamam, bundan sonra sizi derecelendirmeyeceğim’ diyebilir. Eğer ikinci yolu tercih ederlerse, dünya tarhinde bir ilk yaşanabilir: piyasaların cumhurbaşkanı tarafından suikastı.

‘Anayasa olayı’nın sonuçlarıyla karşılaştırılamaz bile

Aklınıza 2001 yılı şubat ayında dönemin başbakanı Ecevit ile cumhurbaşkanı Sezer’in anayasa kitabıyla paslaşarak piyasaları çökerttiği günler gelebilir ve ‘Bize bir şey olmaz’ diyebilirsiniz. Ama kredi derecelendirme kurumlarının Türkiye’yi derecelendirmeyi bırakması, ‘Anayasa olayı’nın sonuçlarıyla karşılaştırılamaz bile.

Kredi derecelendirme kurumlarının görevi ülkelere (ve şirketlere) kredi notu vermek. Bu not sizin ne kadar yatırım yapılabilir bir ülke olduğunuzu gösterir. Notunuz D ise iflas etmişsiniz demek. AAA ise dünya batsa da borcunuzu ödersiniz demek. BBB- ve üstü notlar yatırım yapılabilir ülkeler. Yani bu ülkelere yatırım diğerlerine nazaran daha düşük risk taşır.

Birbirinden bağımsız

Bütün kurumlar bağımsız bir şekilde ülkeleri değerlendirir, bir not verir ve notun iyileşmesi için neler olması gerektiğini söyler.

Örneğin Fitch’in Türkiye notu BBB-; notun iyileşmesi için enflasyon ve cari açığın düşmesi gerektiğini söylüyor. S&P ise Türkiye’yi çok daha riskli görüyor. Notu BB+, yani ‘yatırım yapılabilir seviyede değil’iz henüz.

gorsel1

Neler olur neler…

Dünya piyasalarını kontrol eden emeklilik fonlarının çoğu tüzük gereğ üç ana kredi derecelendirme kurumu (Fitch, Moody’s, S&P) tarafından derecelendirilen ülkelere yatırım yapabilir. Eğer bu kurumlar sizi derecelendirmeyi bırakırsa pek çok fon yatırımlarını çekmek zorunda kalır.

Hal böyle olunca hisse senedi piyasalarının yaklaşık yüzde 65’inin, bono piyasalarının ise yaklaşık yüzde 25’inin yabancıların hükmünde olduğu ülkemizde piyasalara yurtdışından giren para bir gecede kaçar, piyasalar alt üst olur.

Milyarlarca dolar değerindeki tasarruflar bir gecede yok olur, faizler yüzde 30’lara çıkar.

Gözünüzü açıp kapayana kadar Merkez Bankası’nın 130 milyar dolar rezervleri biter ve dolar 3’e fırlar. Bir iki yıl ekonomi daralır ve bir daha da yabancı yatırımcı zor gelir.

Yerli tasarfuların düşük olduğu ülkemizde yabancı yatırımı olmadan da büyümeyi finanse edemezsiniz. 2023’te değil en büyük 10 ekonomi arasına girmek, ilk 30’a zor girersiniz.

tablo1

‘Sıkıyorsa kopar ilişkileri’ der, geçerler

Kredi derecelendirme kurumları durumun böyle olduğunu bildikleri için cumhurbaşkanının sözlerini çok umursamaz. ‘Sıkıyorsa kopar ilişkileri’ der, geçerler.

Erdoğan da biliyor, onun derdi başka

Zaten Erdoğan’ın derdi de kredi derecelendirme kurumlarıyla değil. Kendi de biliyor ilişkileri koparamayacağını. Sadece algıyı kontrol etmeye çalışıyor. Yapılmayan reformların suçunu kredi derecelendirme kurumlarına paslıyor, gündemi meşgul tutuyor.

Babacan da arkasından AKP seçmeninin izlemediği ama kredi derecelendirme kurumlarının takip ettiği ekonomi kanallarına çıkıp, ‘Siz cumhurbaşkanını boş verin, ben burdayım’ diyor. İyi polis-kötü polisi oynuyorlar.

Sonuçta olan ülkemizin yurtdışındaki itibarına oluyor.

Yabancılar ise Türkiye’yle ilgili haberleri okuyup, ‘Muz cumhuriyetinde yeni birşey yok’ deyip geçiyorlar…

Velhasıl, tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış. Tavşan inat edip basın toplantısında dağa küstüğünü açıklamış. Dağ yine bana mısın dememiş. Çünkü dağ bilir; kendisi olmadan tavşan yaşayamaz.