Online çeviri hizmetlerinin gelişmesiyle yabancı diller gitgide bir sınır olmaktan kalkarken, geçmişte yapılan çeviri hataları diplomasiden bilime, bazen geri dönülmez yanlış anlamalara yol açtı.
BBC Culture, 19’uncu yüzyılda bir gökbilimciye Mars’ta hayat buldurmasından, bir Amerika başkanına ziyaret ettiği ülkeye karşı cinsel istek duyduğunu söyletmesine kadar tarihteki en büyük çeviri hatalarını derledi.
Çeviri Mars’ta hayat buldurdu

İtalyan gökbilimci Giovanni Virginio Schiaparelli 1877 yılında Mars’ı haritalandırmaya başladı. Schiaparelli, gezegenin üstündeki karanlık ve aydınlık alanları ‘denizler’ ve ‘kıtalar’ olarak isimlendirdi, boğaz olduğunu düşündüğü coğrafi şekilleri ise İtalyanca kanal anlamına gelen ‘canali’ ile kaydetti.
Ancak üzerine çok da düşünülmemiş bu çeviri, Mars’ta akıllı yaşam formlarının ‘kanal’ yaptığının sanıldığı bir teorinin doğmasına neden oldu. Amerikalı gökbilimci Percival Lowell, 1894-1895 yılları arasında bu kanalların gerçekten de yapay kanallar olduğu düşüncesiyle yüzlercesini haritalandırdı.
Bununla da yetinmeyen Lowell, 20 yıl içinde gezegenlerine ‘kanallar’ inşa edenMarslıların mühendislik dehalarına yönelik üç kitap yayınladı. Bu kitaplar ilerleyen yıllarda başka bilimkurgu romanlarına da ilham verdi.
Bugün gökbilimcilerin tamamı Mars’ın yüzeyinde herhangi bir canlı tarafından yapılmış bir kanal olmadığında hemfikir.
Bir ulusa aşık Amerika başkanı

Soğuk Savaş dönemi Amerika başkanlarından Jimmy Carter, 1977 yılında o dönem komünist rejimle yönetilen Polonya’ya ziyareti sırasında Polonyalıların geleceğe dair arzularını öğrenmek istediğini söyledi. Ancak Carter’ın sözleri çevirmenin azizliğine uğrayarak “Polonyalıları şehvetle arzuluyorum” olarak çevrildi, neyse ki yanlış anlaşılma kısa süre içinde düzeltildi.
Carter’ın çeviri mağduriyeti bununla da sınırlı kalmadı. Carter’ın “Bu sabah Amerika’yı terkettim” sözleri “Amerika’yı geri dönmemek üzere terkettim” olarak çevrildi.
Kendisi de Amerikalı olan çevirmen Steven Seymour, bir adım daha ileri gidip Polonya’ya gelmekten mutlu olduğunu belirten Carter’a Polonya’nın ‘mahrem yerleri’ni görmekten mutlu olduğunu söyletti.
Carter ziyaret esnasında kısa süre içinde çevirmenini değiştirdi ancak yenisi eskisini arattı.
Amerikalı başkan çevirmene fırsat tanımak için biraz konuştuktan sonra sussa da, her susuşu çevirmenin de sessizliğiyle sonuçlanıyordu. Yeni çevirmen Carter’ın İngilizce’sini anlayamayınca, en iyi çözüm olarak susmayı tercih etti. Bu gezi sonrasında Carter, birçok Polonyalı şakasının aktörü haline geldi.
‘Tabi ki kürekle gömmeyeceğiz’

Soğuk savaşın devam ettiği 1956’da Moskova’daki Polonya elçiliğinde konuşma yapan dönemin Sovyet lideri Nikita Kruşçev’in sözleri batılı büyükelçilere “Sizi mezara gömeceğiz” diye çevrildi. Yanlış çeviri ciddiye alınarak tüm gazetelerin manşetlerine taşındı, Amerika ile Sovyetler arasında iplerin gerilmesine yol açtı.
Öte yandan Kruşçev’in kimseyi tam olarak ‘gömme’ niyeti yoktu, “Beğenin ya da beğenmeyin, tarih bizim yanımızda. Sizi tarihe gömeceğiz” diyordu. Bu sözleri de Karl Marx’ın Komünist Manifesto’sundaki ‘Burjuvazi kendi mezar kazıcılarını yaratacak’ cümlesine referans yaparak sarfetmişti.
Kruşçev yine de yanlış çeviriyi ilerki yıllarda sahiplendi. Yugoslavya’da 1963’teki bir konuşmasında “Bir keresinde “Sizi gömeceğiz’ dedim ve bununla başımı belaya soktum” demiş, ancak sonra bunu şöyle izah etmişti: “Elbette ki kürekle gömmeyeceğiz. Sizi kendi işçi sınıfınız tarihe gömecek.”
‘Talep etmiyoruz soruyoruz’
Paris ve Washington hükümetleri arasında 1830 yıllarında devam eden müzakereler, Fransızca’daki ‘sormak’ anlamına da gelen ‘demander’ fiili bir Beyaz Saray sekreteri tarafından “Fransız hükümeti talep ediyor” diye çevrilince, müzakereler durduruldu. Fransa’nın bir sürü talebi olduğunu sanan Amerikalılar, kısa süre içinde hatayı farkedince, iki ülke arasındaki ilişkilere de ‘halel gelmedi’.
‘O devrim değil, bu devrim’

Diplomasi tarihindeki yanlış anlaşılmalar sadece yanlış çevirilerden kaynaklanmıyor. Amerika başkanı Richard Nixon’ın 1972 yılında Çin’e tarihi ziyaretinde başbakan Çu En-Lay’ın ünlü bir sözü de böyle bir yanlış anlaşılmanın sonucu olmuştu.
En-Lay, 1968 Mayıs’ındaki Fransa’yı kastederek Fransız devriminin sonuçlarını değerlendirmek için ‘henüz çok erken’ olduğunu söylemiş, ancak bu sözleri 1789 tarihindeki Fransız Devrimi’nden bahsettiği sanılmıştı.
O gezide Nixon’la birlikte olan eski diplomat Charles W. Freeman, hiçbir zaman düzeltilmeyen bu yanlış anlaşılmanın aslında Batılı mevkidaşlarına göre daha uzun vadeli düşünmeleriyle tanınan Çinli devlet adamı ‘stereotip’lerinden kaynaklandığı görüşünde.
Freeman, bunu “İnsanların duymak ve inanmak istediği buydu, dolayısıyla böyle kaldı” diye yorumluyor.