Neden liberalizm diye ısrar ediyor? Evvela baş ilkesi “özgürlük” olduğu için… Ayrıca “yanılabilirlik”, “deneysellik” ve “farklılık” ilkelerine çok önem verdiği için… “Tahakkümsüzlük” ilkesini önemle vurguladığı için…
Dikkat ederseniz, devlet yönetimi için “bilimsel”lik yahut “akılcılık” gibi pozitivist dogmalar önermiyor, elbette teokratik dogmalar da önermiyor.
Kitabın en beğendiğim bölümlerinden biri kuvvetler birliğinin baş teorisyeni Rousseau’ya yönelttiği eleştirilerle, Marks’ın hukuku sınıf mücadelesine indirgemesine yönelttiği eleştirilerdir.
Netice itibariyle şöyle diyor: “Liberalizmin yeniden doğuşu teknik tartışmalar veya teknokratik çözümlerden gelmeyecektir. Toplum mühendisliğiyle ortaya çıkmayacağı da kesin. Ancak liberalizmin ifade özgürlüğü, toplum ve ortak refaha olan güçlü bağlılık gibi temel değerlerine geri dönülmesiyle ortaya çıkabilir.” (s.333)
Özetin özeti olarak diyebilirim ki, rekabetçi piyasa, hukuk devleti, bağımsız merkez bankası ve rekabet kurumu gibi güçlü kurumlar ve bilhassa dev şirketlere etkili regülasyonlar öngörüyor.
The Economist, kendi seviyesine yakışmayan bir polemikle bu yüzden Acemoğlu’na saldırdı, cevabını da aldı diye düşünüyorum.