Gülen hareketinde, yine bizde yaygın bir hastalığın marîz boyutlarda olduğu görülür: “Devleti ele geçirme” hastalığı!
Bizde tarihsel olarak sivil toplum yani orta sınıf güçsüz kaldığı için, “devlet odaklı” düşünceler, “devleti ele geçirme” hastalığı yaygındır. “Dava” ve “devrim” sözlerinin sihirli gücünü düşünün.
15 Temmuz, “kainat imamı” egosunun, “devleti ele geçirme” teşebbüsüydü.
On yıl geçti… Artık soğukkanlı tahliller ve davranışlar geliştirmeliyiz.
Her şeyden önce “şeffaflık” ve “eleştirel düşünce”nin değerini kavramalıyız.
Karizma bir gerçektir, iyi uygulamalarda iyi sonuçlar veriyor.
Churchill de Hitler de karizmatik liderlerdi. Hitler ülkesine ve insanlığa sadece felaketler getirdi.
Hukuka gelince… Prof. İzzet Özgenç’in defalarca yazdığı gibi ve AİHM’nin istikrarlı içtihatlarında hükme bağladığı gibi, darbeye teşebbüs eden askeri örgütlenmeyle ve eylemle hiç bir ilgisi olmadığı halde, sadece eğitim ve dini cemaat yönüne bakarak harekete katılmış olanlar terör örgütü üyesi ve teröre yardımla suçlanamaz.
Takipsizlik ve beraat kararı alanlar zaten hukuken aklanmıştır.
Bu yaraları sarmak, ülkede hukuka ve devlete güveni güçlendirir.