Şüphe kaslarınız yeterince güçlü mü?

ZEYNEP GÜVEN ÜNLÜ

@zeynepguvenunlu

Doğal afet, salgın hastalık, savaş… Her kriz, sahte haberleriyle birlikte geliyor. Çoğunlukla sosyal medyadan yayılan sahte haberin panzehiri, mesajını yine sosyal medya üzerinden ileten teyit oluşumlarında.

Netflix Tolstoy’un eserinden uyarlanan Anna Karenina projesini durdurmuş. Milano-Bicocca Üniversitesi’nde Dostoyevksi konulu ders iptal edilmiş. Ruslar Avrupa’daki restoranlara alınmıyormuş.

Doğrusu, ilk duyduğumda bu üç haberin de sahte olduğunu düşündüm. Artık hayatta bile olmayan iki büyük yazarın ya da Avrupa’da turist olarak ya da yerleşik bulunan sade Rus vatandaşın, ne sebeplerinden ne de sonuçlarından sorumlu olduğu bir savaş yüzünden ırkçılığa uğrayacağına inanmadım.

Dizi yayınlansaydı Anna Karenina rolünde Svetlana Hodçenkova’yı izleyecektik

Maalesef üç haber de doğru çıktı. Yine de detaylara bakmakta fayda var.

Anna K.’nın rafa kalkmasının sebebi, paylaşımlarda vurgulandığının aksine, eserin yazarının Rus olmasından çok Netflix’in, devlet propagandası yapan Rus televizyonlarıyla ortak iş yapmak istememesiydi.    

Milano-Bicocca Üniversitesi Dostoyevski’yi konu alan tüm halka açık dersi belirsiz bir tarihe ertelemişti. Ancak tepkilerden sonra orijinal programa dönerek dersin verileceğini açıkladı.

Ha Dostoyevski’yi yasaklamışsın ha portakalı bıçaklamışsın

Rusya’yı protesto etmek için Dostoyevski’yi yasaklamanın, Washington’a kızıp portakal bıçaklamaktan ne farkı var diye düşünmeyi daha sakin günlere bırakıp Ruslara servis yapmadığı iddia edilen restoranlara gelirsek…

Sosyal medyada dolaşan iki fotoğrafta, restoran önlerinde genelde menünün yazıldığı tahtalarda Rus vatandaşların giremeyeceğini belirten yazılar var. Bu görseller daha çok Türkiye’deki sosyal medya hesaplarında paylaşılmış, güvenilir herhangi bir mecrada kullanılmamış. Özellikle sosyal medyada paylaşılmak üzere yazılıp çekilmiş olma ihtimali var. Ama öyle bile olsa, tamamen sahte haber denemez çünkü Avrupa’da Ruslara karşı büyük tepki olduğu pek çok kaynaktan doğrulanıyor.

Sahte haber gerçek haberden altı kat daha hızlı yayılıyor

Yaşı yetenler hatırlar. Eskiden biri “Nereden biliyorsun” dediğinde “Gazetede okudum” diye cevap verirseniz tartışma orada biterdi. Bir bilginin yazılı / basılı hale gelmesi, doğruluğuna ikna olmak için yeterliydi. Bugün sosyal medyada tongaya düşenlerin daha çok eski kuşaklar olması biraz da bu ön kabulden kaynaklanıyor.

Teyit İletişim Sorumlusu Can Semercioğlu

Artık işler değişti. Türkiye’nin en etkin doğrulama oluşumlarından Teyit’in İletişim Sorumlusu Can Semercioğlu, “haberde kullanılan bilginin veya hikayenin teyit edilmesi gazeteciliğin önemli bileşenlerinden biri olmasına karşın günümüzde yaygın bir pratik değil” diyor: “Gazeteciliğin ekonomik, siyasi ve mesleki gerekçelerle yapısöküme uğraması, toplumsal kutuplaşmanın medyaya yansıması yanlış bilgi ve sahte haber sorununun bir boyutu. Dolayısıyla teyitçiler medya kuruluşlarının yerine getirmesi gereken bir işlevi üstleniyor aslında.” 

Profesyonel gazetecilerin bile layığıyla yerine getirmediği bir işi sosyal medya paylaşımlarından beklemek gerçekçi mi? Elbette değil. Sonuç olarak sosyal medyada çok sayıda sahte haber dolaşıyor. Üstelik sahte haber, gerçek haberden altı kat daha hızlı yayılıyor.

“Sahte haberleri yaymanın çok çeşitli movitasyonları var” diyor, Semercioğlu: “Seçim dönemlerinde seçmen davranışlarını etkilemek, reklam geliri elde etmek, hedef göstermek veya itibarsızlaştırmak gibi motivasyonlar oldukça yaygın. Bu motivasyonlarla üretilen sahte haberler çok çarpıcı ve provoke edici olduğundan çok daha hızlı yayılıyor. Özellikle siyasi dezenformasyon amacıyla üretilen sahte haberler bot ve troll faaliyetleriyle yaygınlaştırılıyor.”

Mesele ‘dokuz hamile rahibe’den daha ciddi

Sahte haberin gerçeğinden çok daha ‘cazip’ olduğu yadsınamaz. İtalya’da bir manastırda hamile kalan dokuz rahibenin haberini kim merak etmez? Ya da Rusya’nın işgalinden sonra terk edilmiş zırhlı araçların nasıl kullanıldığını anlatan Ukraynalı kadının videosunu kim izlemez?

Ukraynalı kadından tank kullanma dersi!

Hamile kalan rahibeler -sahte ya da gerçek, gülüp geçeceğimiz bir haber olabilir ama bilgi akışının çok hızlı olduğu kriz durumlarında işler ciddiye biniyor, hatta hayat memat meselesi haline gelebiliyor.  

“Bilgi akışının artması, daha çok ve anlık enformasyonun yayılması, yanlış bilginin yayılma hızını da katlıyor” diyor, Can Semercioğlu: “Seçimler, pandemi, depremler, yangınlar, iklim felaketleri ve sıcak gündemlerde çok sayıda şüpheli bilginin peşinden koşuyoruz. Sadece bilgilerin doğru ya da yanlış olduğunu göstermekle kalmıyor, aynı zamanda internet kullanıcılarını, gazetecileri ve medya kuruluşlarını yanlış bilgiye karşı dirençli kılacak aksiyonlar geliştiriyoruz.”

Rusya – Ukrayna için veri bankası

Teyit, yanlış bilginin önüne geçmeye çalışan kurumları tek bir çatı altında toplayan Uluslararası Doğruluk Kontrolü Ağı’nın (IFCN) bir parçası. Dünyanın dört bir yanında bu ağa bağlı 114 teyit kuruluşu daha var. Hepsi IFCN’nin İlkeler Kılavuzu’nu 2017 yılında imzalayarak şeffaflık ve tarafsızlığını ortaya koyuyor. Kılavuz, dünyada doğruluk kontrolü yapan organizasyonların uluslararası geçerlilik kazanmasına yardımcı oluyor.

İşin doğası gereği işbirliğine yatkın olan teyitçiler, pandemi döneminde bir araya gelerek Covid-19’u mercek altına almışlardı. Şimdilerde ise dünyanın farklı yerlerinden 50’ye yakın teyit kuruluşu Rusya-Ukrayna çatışmasındaki yanlış bilgilere dair bir veri bankası oluşturuyor.

Açık kaynaklardan yapılan teyitler, google aramaları, haritalardan canlı sokak görüntülerini takip etmek, farklı konularda hazırlanmış raporları okumak, sosyal medya aramaları, tersine görsel arama… birçoğu herkesin yapabileceği, önüne gelen bir bilginin doğruluğunu / yanlışlığını tespit edebileceği şeyler. Semercioğlu bu durumdan gayet memnun, “zaten nihai hedefimiz bizlere ihtiyaç olmayan bir medya ortamının oluşması” diyor.

Teyit.org ekibi

Bunlar daha iyi günlerimiz mi?

Ama teknolojinin geldiği nokta düşünüldüğünde sahte haberlercilikte bunlar daha iyi günlerimiz. Yapay zekayla yaratılan ses ve video dosyaları olarak tanımlanan deepfake ya da web 3.0’ın öngörülen ya da öngörülemeyen etkileri teyitçilerin önündeki yeni zorluklar. 

Teyitçiler olsun ya da olmasın okura düşen ise belli: Okuduğu haberlerde mantık, tutarlılık, kanıt aramayı alışkanlık haline getirmek, bir anlamda ‘şüphe kasları’nı geliştirmek. Sizin kaslarınız yeterince güçlü mü?