Türk-İş’te basın toplantısı var. Bayram Meral de “Bekleyelim, sonucu bir görüp ona göre hareket edelim” benzeri bir ifade kullandı. Ben de “Sayın Başkan, Derviş programı net, neler olacağı belli neyi bekleyeceksiniz?” diye sormuştum. Bayram Meral de “Siz hiç merak etmeyin, gerekirse işçileri Ankara’ya yığarız” demiş ve sonrasında büyük Ankara mitingleri ile Derviş programı protesto edilmişti.
Atalay’ın “sonucu bir görelim” ifadesinden sonra asgari ücrete zam yapılmayacağı açık açık ifade edildi. Emekliye ise “2 bin lira mı verelim, 500 daha verelim mi” tartışması yürütülüyor. Bunlar olurken, Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan “tasarruf paketi” olarak adlandırılan işçinin emekçinin servisine, yemek parasına, kreşine, sokak lambalarına göz diken teklif kabul edildi. Üstelik “tasarruf” diyenler, bürokratlara ikinci maaş olarak 98 bin lira verilmesini de yasal hale getirdi. Emekliye “500 lira fazla verelim mi vermeyelim mi. Bütçeye ne kadar yük getirir” tartışması yapanlar 98 bin liralık adına ikinci maaş değil huzur hakkı dedikleri, bal gibi maaşı, hazineye ne yük getireceğini düşünmeden geçirdiler.
Sokak lambalarından tasarruf planlayanlar sarayın kaç asgari ücret düzeyindeki ışıklandırmasından, mutfak, ağırlama giderlerinden tasarrufu gündeme bile getirmediler. Erdoğan yine “itibardan tasarruf” etmedi, NATO toplantısına 5 uçak filosu ile gitti.
Peki bütün bunlar göz önünde iken, üç konfederasyon, özellikle Türk-İş ve Hak-İş “neyi görmeyi” bekliyor acaba. Asgari ücretli, emekli “bir haftadır yumurta bile alamadım” derken duymuyorlar mı? İktidarın “aklını başına almayacağını” görmüyorlar mı?