ABD’de İran’a yönelik yaptırımların delinmesiyle ilgili davada itiraflarda bulunan Rıza Sarraf’ın rüşvet verdiğini söylediği eski Halkbank genel müdürü Süleyman Aslan’ın avukatı Ersan Şen, bu ifadelerle Türkiye’de dava açılamayacağını söyledi.

Sarraf, geçen günlerdeki duruşmalardan birinde, Aslan’a rüşvet verdiğini (bir keresinde 2 milyon dolar) söylemiş, “Aslan’a ne zaman selam versem borçlu çıkıyordum” demişti.
Habertürk’ten Kübra Par’a konuşan Aslan’ın avukatı Ersan Şen, Sarraf’ın tanıklığının Türk hukukunda karşılığı olmadığını ifade etti.
Türkiye’de mahkemede ‘etkin pişmanlık’ olduğunu, ABD’de ise savcının sanıkla anlaştığını belirten Şen, “Burada bu tanıklığın doğrudan Türkiye Cumhuriyeti’ni bağlayan bir tarafı yok” dedi.
Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanı’nda veya BM’nin İran meselesinde tatbik ettiği herhangi bir kısıtlamayı ihlal ettiği iddiasıyla itham edilen bir ülke olmadığını aktaran avukat, Türkiye’de biten bir yargılama olduğunu anlattı.
Şen sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye Cumhuriyeti’nde İran ticareti ve yaptırımları konusunda 16 Ekim 2014 tarihinde verilmiş bir takipsizlik kararı var. 63 sahifeden ibaret bu karara da bakılıp süreç ona göre değerlendirilmelidir. Türkiye’deki yargılamanın yeniden açılması yeni delil, etkili delil ve sulh ceza hâkimliğinin izniyle mümkün olabilir. Ancak bizde ‘Suçu kabul ediyorum’ baskısı olamayacağı için verdiği ifadenin burada hukuki bağlayıcılığı yoktur, dikkate alınacağını da düşünmüyorum. Özetlemek gerekirse, Zarrab’ın orada ceza tehdidi altında ifade vermesi ve bu şekilde bir usulün bizde olmaması nedeniyle burada ‘Yargılama sürecini tekrar açalım’ denilemez.”
‘ABD usule aykırı hareket etti’
Aslan’ın avukatı, “Zarrab’ın ABD’deki ifadelerinden hareketle, burada takipsizlik kararı verilen davanın yeniden açılma ihtimali yok” diyorsunuz, doğru mu anladım?” sorusuna da şu yanıtı verdi: “Ben olmayacağını düşünüyorum. Olmayacağını düşünme sebebim, ABD’nin delillerin oraya taşınmasında usule uygun hareket etmemesi ve dediğim gibi Zarrab’ın ceza baskısı altında tanıklık yapıyor olmasıdır. ABD Reza Zarrab’a bu deliller üzerinden baskı yapıyor ama deliller oraya usule uygun götürülmedi. Türkiye Cumhuriyeti’nden bu belgeleri nasıl götürdünüz? Aramızda Adli Yardım Sözleşmesi’nin 20 ve 21’inci maddeleri var. Bunların ne şekilde Türkiye’den alınacağına dair sözleşme var. Ayrıca o delillerin burada hukuka aykırı olarak elde edildiği savcılık kararlarına geçti. ABD hukuk sisteminde usule uygun toplanmayan deliller sanık aleyhinde kullanılamaz. Bunu nasıl aşacaklar? O delilleri nasıl muteber hale getirecekler?
‘Milli menfaatlerimiz açısından ABD’nin bu yaptıklarına kesinlikle karşı çıkalım, fakat ortada milyonluk rüşvet iddiaları var. Burada da bunlarla ilgili soruşturma açalım, toplum vicdanını rahatlatalım’ diye düşünenler de var. Bu soruşturma zaten yürütüldü. Bu soruşturmalarda uygulanan usulsüzlükler her şeye mani oldu. Ama bunların başlangıcı 2007’lere dayanıyor. O zaman sessiz kalırsan, önünü açarsan, o senin başbakanını da dinler. Eğer hukuk varsa eğilip bükülmemeli ama herkese uygulanmalı. Zaten Türkiye’nin ana sorunlarından birisi bu. Siz kuralları doğru dürüst koyacaksınız ama kişiye göre uygulamayacaksınız. Hukukun üstünlüğü budur. Ama ‘Türkiye Cumhuriyeti bu ticareti yapmalı mıydı?’ konusunu tartışabiliriz. Ben yapılması gerektiğini söyleyenlerdenim.”
‘Para iade edilmedi’
Şen, Aslan’ın nerede olduğu konusunda bir fikrinin olmadığını belirterek “(Aslan) Hukuki yardım verdiğim sırada kendisi rüşvet aldığı ya da Zarrab’ın rüşvet verdiği yönünde herhangi bir açıklamada bulunmadı. Evindeki aramada bulunan paralarla ilgili ‘Bunlar benim herhangi bir işi yapıp yapmama karşılığında aldığım paralar değil’ dedi” diye konuştu.
Aslan’ın avukatı, “Ayakkabı kutularında çıktığı iddia edilen paralar, avukatlığını yaptığım dönemde, Süleyman Aslan’a herhangi bir şekilde iade edilmedi” dedi.
‘Sarraf ‘Rüşvet verdim’ dememişti’
Şen şöyle devam etti: “(Sarraf) Bu soruşturma sürecinde tanıdığım bir insan. Şahsen cezaevinde konuşmuşluğum var ama dışarıda görüşmüşlüğüm veya öncesinde tanımışlığım yok. İki-üç kez görüştüm. Bilgilerim itibarıyla, bugün ABD’de verdiği ifadelere benzer bir ifadesi olmadı. ‘Rüşvet verdim’ diye bir ifadesi olmadı.”