Şule Demirtaş: Geleneksel siyaset yapma biçimlerinin sınırları iyice belirginleşti

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugünün iktidar pratiği rakibini tamamen ortadan kaldırmayı hedeflemiyor aksine ona ihtiyaç duyuyor. Seçimlerin yapılması, Meclis’in açık kalması, muhalefetin varlığını sürdürmesi rejimin demokratik meşruiyeti açısından vazgeçilmez bir vitrin işlevi görüyor.

Şekli unsurları korunan ancak içeriği boşaltılan bu yapıda iktidar, rakibini yok etmek yerine sınırları belirlenmiş bir alanda paranteze almayı tercih ediyor.

Muhalefet, iktidarın bu “etkisizleştirme” tuzağına adeta gönüllü bir biçimde düştü. Yıllardır kurallarının adil olmadığını bildiği bir oyunu, yine o kuralları koyanın çizdiği sınırlar içinde kazanabileceğine inandı.

İktidarın güvenlikçi söylemlerle kurduğu “beka” barajını aşmak yerine, o barajın altında kalmama telaşıyla hareket etti. Rakibinin belirlediği gündemlere cevap vermeyi siyaset yapmak sandı, onun vatanseverlik testlerine girdi, çizdiği kırmızı çizgilere basmamak adına kendi siyasal hareket alanını kendi eliyle kısıtladı. Meşruiyetini iktidara kabul ettirmeye çalışan bir muhalefet zamanla iktidarın çizdiği çerçevenin doğal bir parçası haline geldi.

Sözün nihayetine gelirsek geleneksel siyaset yapma biçimlerinin sınırları artık iyice belirginleşti. Sadece parti tabelası asarak, seçim otobüsü gezdirerek ve iktidarın açtığı tartışmalara cevap yetiştirerek sonuç alınamayacağı ortada.

Şule Demirtaş’ın yazısı