Sinema ve edebiyatın cesur kalemi: Vedat Türkali aramızdan ayrılalı altı yıl oldu

Türk edebiyatının ve sinemasının önde gelen isimlerinden şair, yazar, senarist, yönetmen ve aydın Vedat Türkali, ölümünün 6’ncı yılında anılıyor.

Fotoğraf: AA

Asıl adı Abdulkadir Pirhasan olan Vedat Türkali, Osman Bey ile Melek Hanım’ın dört çocuğundan biri olarak 13 Mayıs 1919’da Samsun’da dünyaya gözlerini açtı.

1951’e kadar öz Türkçe kullanma zorunluluğu nedeniyle Demirkan soyadını kullanan Türkali, 1960’lı yıllarda mahkeme kararıyla aile soyadı olan Pirhasan’ı aldı.

İlk ve orta öğrenimini Samsun’da tamamlayan Türkali, ilk öğrenimden itibaren yaz tatillerinde bakkal, marangoz, kuyumcu ve tuhafiyeci çıraklığı yaptı.

Mahallelinin mektuplarını yazmakla başladı

Yazma deneyimine mahallelinin mektuplarını yazmakla başlayan Türkali, ortaokul yıllarında, okul dönüşü babasının işten çıkmasını beklerken hamalların uğrak yeri olan Yalıkahve’dekilere gazete okudu, onların mektuplarını yazdı.

Ortaokulda şairlerle tanıştı

Ortaokul son sınıfta, edebiyat öğretmeni Salim Rıza Akpınar’ın derslerinde Nazım Hikmet Ran, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas ve Necip Fazıl Kısakürek’in yazdıklarıyla tanışan Türkali, 1938’den sonra ‘Abdülkadir Demirkan’ adıyla şiirler, ‘Hasan Denizli‘ adıyla yazılar kaleme aldı.

Lise yıllarında Goethe’den çeviriler yaptı

Türkali, lise öğrencisiyken sık sık Gazi Kitaplığı’na giderek kitaplarla kendisine bambaşka bir dünyanın ve düşüncenin kapılarını açtı.

Goethe’nin manzum çevirilerini yaptığı iki şiiriyle kendi yazdığı ‘Deniz’ şiiri, Bafra Halkevi’nin çıkardığı Altınyaprak dergisinde yayımlanan Türkali, 3 Ekim 1937’de, Samsun’dan, İstanbul Üniversitesi’nin yatılı sınavlarına girmek üzere İstanbul’a gitti.

Askeri liselerde öğretmenlik yaptı

İki kişinin alınacağı sınavda dördüncü olan Türkali, Samsun’a dönmeyi düşündüğü sırada tesadüf eseri Milli Savunma Bakanlığı’nın askeri liselerde öğretmenlik yapmaları için bazı öğrencileri okuttuğunu öğrendi ve böylece İstanbul Üniversitesi’ne askeri öğrenci olarak girdi.

Üniversitede Fuat Köprülü ve Ahmet Hamdi Tanpınar’dan dersler alan usta yazar o yıllarda, ‘Barselona’dan Mektup’ adlı şiirini yazdı.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü 1942’de bitiren usta edebiyatçı, Akşehir, İstanbul Maltepe ve Kuleli Askeri liselerinde edebiyat öğretmenliği yaptı.

TKP davasında yargılandı

Öğretmenlik yaptığı dönemde, 1951 yılında üyesi olduğu Türkiye Komünist Partisi (TKP) davasında yargılanan Türkali, ‘siyasi eylem suçu’ nedeniyle tutuklanıp dokuz yıl hapis cezasına çarptırıldı, yedi yıl cezaevinde yattıktan sonra koşullu olarak serbest bırakıldı.

Türkali yazdıklarının sansüre uğramaması için kullandığı Abdülkadir Pirhasan adını cezaevinden çıktıktan sonra Vedat Türkali olarak değiştirdi.

İlk romanı Bir Gün Tek Başına

Usta kalem, Rıfat Ilgaz ile Gar Yayınları’nı kurup 1960 yılında ‘Dolandırıcılar Şahı’ adlı filmle de senaristliğe başladı. ‘Karanlıkta Uyananlar’ filmiyle 1965 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazanan Türkali’nin ilk romanı olan Bir Gün Tek Başına 1974’te yayımlandı.

Yazarın Türkiye edebiyatına kazandırdığı eserler arasında, Mavi Karanlık, Tek Kişilik Ölüm, Güven, Yeşilçam Dedikleri Türkiye, Kayıp Romanlar, Yalancı Tanıklar Kahvesi ve Bitti Bitti Bitmedi yer alıyor.

Vedat Türkali, 1974 yılında Milliyet Yayınları Roman Yarışması birincilik ödülünü, 1976 yılında Orhan Kemal Roman Armağanı ve 2016’da Beyaz Martı Edebiyat Onur Ödülü’nü aldı.

Yazarın ayrıca ‘Eski Şiirler Yeni Türküler’ adlı şiir kitabı ve aralarında ‘Eski Filmler’, ‘Dallar Yeşil Olmalı’nın da bulunduğu oyun ve senaryoları var.

Türkali, 2009 yılında DEHAP’tan aday oldu.

Vedat Türkali kızı Deniz Türkali ve eşi Merih Pirhasan

Deniz ve Barış’ın babası

Lise son sınıfta tanıştığı Ayşe Merih Baykal’la 1942’de evlenen Türkali’nin bu evliliğinden 1944’te oyuncu ve dizi yapımcısı Deniz Türkali ile 1951’de şair, yazar ve sinema yönetmeni Barış Pirhasan dünyaya geldi.