Sorun yalnızca Trump ve niteliksiz yönetim kadrosu değil. Bu koşullarda saldırganlığı, tehditleri ve sürekli çelişkili beyanları usandırıcı olmanın ötesinde dünyayı kaotik ortama ve tehlikeli dönemece getiren ABD yönetimi silahlı gücüne, finansal olanaklarına ve Amerika kökenli Çok Uluslu Şirketlere özellikle de ileri teknoloji-yapay zekâ alanında faaliyet gösteren şirketlere güvenmektedir. Silahlı gücün dışındaki ögelerin güvenilirliği tartışmalıdır.
Özünde örtülü olarak süren hegemonya mücadelesinde ABD yönetiminin fiili veya potansiyel kozları Çin’e karşı yeterli olabilir mi? Çünkü sorun kapitalist-emperyalist sistem olduğu için manevrayla ancak sistemin arızaları giderilebilir. Kapitalist-emperyalist sömürü ve saldırganlığa karşı koyarken Amerikan hegemonyasının belirli ölçüde sarsılmış, yıpranmış, gerilemiş olduğunu ancak ABD’nin küresel güç olmaktan çıktığını, bir tür “kağıttan kaplan” olduğunu ileri sürmenin yanılgıya yol açacağını düşünmekteyim.
Sorun yalnızca Amerika’nın mevcut yönetim kadrosu mu? ABD’deki iki partili sistemde başkanlık koltuğuna oturan siyasetçilerin politikalarında kuşkusuz farklılıklar bulunmaktadır. Ancak değişmeyen ortak payda emperyalist politikaların vazgeçilmez olmasıdır. Dostluk, koruyuculuk maskesi altında, birlikte bir benzetmeyle farklı derecelerde ülkelerin, toplumların hücrelerine kadar girerek deformasyona yol açma söz konusudur. Örnek olarak uzaklara değil bizzat kendi ülkemize odaklanmamız yeterlidir.