Şili’deki referandumda Augusto Pinochet’nin sekiz yıl daha iktidarda kalmasını ‘Hayır’ deyip engelleyen muhalif kampanyanın yaratıcılarından Eugenio Garcia, ‘Hayır’ kampanyasının ‘çoktan kaybetmiş bir ruhla’ yürütülmemesi gerektiğini söyledi.

Şili’de 1973’te yaptığı darbeyle iktidara gelen Augusto Pinochet’nin sekiz yıl daha iktidarda kalıp kalmayacağına belirlemek için 1988 yılında bir referanduma gidildi.
Pinochet muhalifleri, devlet televizyonunda kendilerine ayrılan 15 dakikada yaptıkları ‘Hayır’ kampanyasıyla, sekiz yıllık iktidarın önüne set çekti. Bu başarılı kampanya, yönetmen Pablo Larraín’in 2013’te vizyona giren ‘No’ filmine de konu oldu.
Filmde, kampanyanın öncülerinden Eugenio Garcia, oyuncu Gael Garcia Bernal tarafından canlandırıldı.
‘En büyük zorluk korkuyu yenilgiye uğratabilmek’
Şili’deki kampanya sürecini Evrensel’den Elif Görgü’ye anlatan Eugenio Garcia seçimin hükümet tarafından ‘manipüle edileceğini’ ya da ‘Pinochet’nin imajını temizleme operasyonu olacağını’ düşünenlerin tereddütünü def edecek ‘bir halk hareketi’nin başlatıldığını ifade etti.
‘Hayır’ kampanyasına katılmasını “Kampanyaya katıldım çünkü mesleğimi diktatörlüğün devrilmesi için kullanmanın görevim olduğunu hissettim” sözüyle anlatan Garcia, muhalif kesimin seçim sürecinin yeni bir ‘baskı, kayıplar, işkence ve ölüm dalgası’ yaratacağı korkusundan bahsetti. Garcia, “Kampanyanın en büyük zorluğu ülkeye yerleştirilen korkuyu yenilgiye uğratabilmekti” dedi.
Hedef kararsızlardı
Garcia, muhaliflerin ‘rejimin korkunçluğundan’ zaten haberdar olduklarını, hedef aldıkları kitlenin ‘değişimden korkan yaşlılar ve seçim döneminin güvenilirliğinden kuşku duyan gençler’den oluştuğunu söylediği kararsızlar olduğunu belirtti.
Garcia, kampanyalarının vaadinin ‘baskı, şiddet, hakimiyet, düşünsel aptallık ve bayağılığın sona erebileceği, böylece mutluluk atmosferinin ülkeye hakim olabileceği’ düşüncesi olduğunu kaydetti.
Garcia, sözlerini şöyle sürdürdü: “Pinochet’in üst sınıflardan olduğu gibi alt sınıflardan da taraftarları arasında bu düzeni isteyenler vardı. Pinochet baskındı ve bu insanlar güvende hissediyordu. Eğer bizim kampanyamız rejimin şiddetini göstermeye odaklanmış olsaydı, insanların aynı şiddetle cezalandırılabileceğini ima etmiş de olacaktı ve bu düzenin taraftarlarını korkutuyordu. Şili’de bir deyiş vardır: ‘Tanınan şeytan, tanışılmak üzere olan şeytandan yeğdir.’ Bu mantık karşısında ‘Hayır’ı destekleyenler olarak sağduyu göstermeli, ölçülü olmalı ve yürekten konuşmalıydık, çoktan kaybetmiş bir ruhla değil.”
‘Evet’, şiddet doluydu

Garcia, ’15 yıllık mutlak iktidar’ın karşısında 15 dakikalik ‘muhalif ses’in fazlalığından kinayeli bir şekilde söz ederek, kampanyanın televizyon reklamı için şunları söyledi: “Gösterim büyük etki yarattı. Ülke felç olmuş gibi izliyordu ve ‘Evet’ cephesinden farkı çok açıktı. Sadece yaratıcılığının ve prodüksiyonun niteliği açısıdan değil (tüm iyi yaratıcı yazarlar ve reklamcılar Hayır taraftarıydı) bunun yanı sıra iki seçeneğin arkasındaki insan niteliği arasındaki fark çok açıktı. Evet’in tanıtımları niteliksiz ve şiddet doluydu. Sadece televizyon değil, sokak tanıtımları, tüm kentlerdeki kitle etkinlikleri, yürüyüşleri ve eylemleri de öyleydi.”
Bugün sosyal medyanın mesajları sansürsüzce yayma imkanı tanıdığını belirten Garcia, “Bugün en zoru, bu dağınıklıkta bir tutarlılık yakalayarak hedef birliğini gösterebilmek, ahlaki üstünlüğü gösterebilmek olurdu; sadece diktatörü eleştirmenin başarısız olacağını artık hepimiz biliyoruz” diye konuştu.
‘Yenilecek düşman, kardeşin kardeşle kavga ettiği Türkiye’dir’
Garcia, Türkiye’de yürütülecek ‘Hayır’ kampanyasına dair önerilerini şöyle sıraladı: “Türkiye’deki durumu, üzerine yorum yapabilecek kadar iyi bilmiyorum, ama bugünün politikalarının ikilemlerinin genellikle etik ikilemler olduğunu söyleyebilirim. Anladığım kadarıyla Erdoğan da, yükselen muhalefetin ahlakıyla çatışarak kendi iktidarına anlam kazandırıyor. Diktatörlerin besin kaynağı genellikle -gerçek ya da hayali ancak her zaman bilerek abartılmış olan- düşman korkusudur. Bu korkuyu yenmenin yolu tehdit etmek değil, kolları indirmek ve Türkiyelileri bir araya getirecek duyguyu bulmak olabilir. Yenilecek düşman; bölünmüş, çatışma halindeki, kardeşin kardeşle kavga ettiği Türkiye’dir. Benim fikrime göre verilecek ‘Hayır’ Erdoğan’a değil, onun yarattığı bölünme ve çatışma sistemine yönelik olmalı.”
Garcia, Şili’deki referandumda ‘Hayır’ çıkmasının, ülkede ‘neşe ve iyimserlik patlaması’ yarattığını söyledi.