MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Sigara içme alışkanlıkları ve içeriğindeki değişiklikler, akciğer kanserinin alt tiplerini de etkiledi.

Filtreli, katran oranı azaltılmış veya daha az nikotinli sigaralar, kanserin akciğerdeki yerleşimini, alt tiplerinin sıklık oranlarını değiştirdi.
Akciğer kanseri dünyada en sık görülen ve ölüme en sık yol açan kanser türü. Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı verilerine göre yılda yaklaşık 2,5 milyon yeni vaka tanı alıyor.
Yaklaşık 1.8 milyon hasta buna bağlı yaşamını kaybediyor. Türkiye’deyse yılda 41 bin kişi akciğer kanseri oluyor. Ülkeye yıllık ekonomik yükünün 129 milyar liraya (tedavi maliyetleri, iş gücü kaybı ve bakım giderleriyle) ulaştığı hesaplanıyor.
Yüzde 85’inin nedeni sigara
Akciğer kanseri için sıralanan risk faktörleri arasında açık ara sigara (ve diğer tütün ürünleri) ilk sırada yer alıyor. Yaklaşık yüzde 85’i sigara nedeniyle meydana geliyor.
İçilmesinin yanı sıra sigaraya pasif maruziyet, asbest, radon ve toksik metallere çevresel ve mesleksel maruziyet, iç ve dış ortam hava kirliliği, genetik yatkınlık sair önemli riskler.
Sigara endüstrisi yıllar içinde ürünlerini çeşitlendirirken en büyük motivasyon kaynağı tüketici sayısını artırmak ve daha fazla satmak oldu.
Yüksek katranlı, filtresiz sigaralardan, düşük katranlı ve nikotinli, filtreli sigaraya geçişlerinin nedeni tam da buydu. Yeni ‘jenerasyon’ sigaraları olane-sigara vb. ile de yeni bağımlılar yarattılar bile.
Şu net bir bilgi ki şimdiye kadar piyasaya çıkardıkları hiçbir ürün akciğer ‘dostu‘ olmadı, olmayacak da. Dış etkenlere oldukça açık akciğerlerimizin soluması gereken tek şey temiz hava!
Bunun dışında nefesimizle yolladığımız her çeşit madde zarar verici. Kanser yapan diğer faktörlerden kişisel çabayla uzaklaşmak neredeyse olanaksız. Ancak sigara içmemek pekâla mümkün.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Solunum Araştırmaları Merkezi (EgeSAM)-Translasyonel Pulmonoloji Araştırma Grubu Lideri Prof. Dr. Tuncay Göksel ile sigaranın akciğerler üzerindeki etkisini konuştuk.
Yaklaşık 30 yıldır akciğer kanseriyle ilgilenen Göksel, hem günlük pratiklerine hem de araştırmaların ortaya koyduklarına dayanarak çok şeyin değiştiğini söyledi.
Değişimi anlayabilmek için akciğer kanserlerinin tiplerini hatırlatalım. Akciğer kanserini kabaca ikiye ayrılıyor. Küçük hücreli ve küçük hücreli olmayan akciğer kanseri diye.
Küçük hücreli akciğer kanseri yoğun sigara içimiyle çok ilişkili ve çok agresif. Tanı koyulduğunda yüzde 80’i metastaz yapmış oluyor. Çok hızlı ilerliyor.
Küçük hücreli olmayan kanser tipiyse üçe ayırıyor. Bunlar skuamöz hücreli kanser, adenokanser ve büyük hücreli kanser.
‘Şimdi kanser olanın 15-20 yıl öncesi ne içtiğine bakmak lazım’
Akciğer kanseri 15-20 yıllık sigara maruziyeti sonrası ortaya çıkıyor. Yani bugün tanı alan hastaların bu kadar yıl öncesine bakmak gerekiyor. 2010’lara kadar Türkiye’de en sık görülen akciğer kanser tipinin skuamöz hücreli kanser olduğunu belirten Göksel, şöyle devam etti: “Ama gelişmiş batı ülkelerinde, Amerika’da, Japonya’da, Avrupa Birliği’nde en sık gözüken kanser adenokarsinomdu.
Skuamöz hücreli kanser, akciğer kanserinin en yaygın kötü huylu tiplerinden biri.
Türkiye’de sigara içme alışkanlığı değiştikçe akciğer kanseri tipinin de değiştiğini gördük. Skuamöz hücreli kanser akciğerin daha çok büyük hava yollarındaki epitelden (bronşları döşeyen deri) kaynaklanıyor.
Adenokanser dediğimiz tümörse akciğerin daha küçük hava yolları ya da alveol düzeyindeki hücrelerinden kaynaklanıyor.
Sigarayla kanser ilişkisine gelince, özellikle filtresi olmayan, katran oranı yüksek ve nikotini yoğun sigara içenler çok da derin nefes çekmiyorlar. Bu nedenle de büyük hava yollarında bu yoğun duman daha uzun süre kalıyor. Sonuç olarak büyük hava yollarından köken alan skuamöz hücreli kanseri daha sık görüyorduk.”
‘Şimdi daha pahalıya kanser oluyoruz’
Tekelin özelleşmesi ve uluslararası tütün endüstrisinin Türkiye pazarına hızla girişi kolay içilebilen sigara türlerinin artırdı. Sigaralardaki katran oranı azaldı, filtreli sigara yaygınlaştı.
Başta uygulanan fiyat politikası nedeniyle genç tüketiciye daha kolay ulaşıldı. Hemen peşinden ‘light‘ denilen nikotin oranı daha düşük, mentollü sigaralar vs. geldi.
Bu yeni ürünler daha az öksürttü ama daha fazla bağımlılık yaptı. İçenler daha fazla nikotini alabilmek için derin nefes çekmeye başladı. Böylece dumanı akciğerlerinin iç kısımlarına, küçük hava yollarına (alveollere) yolladılar.

2000’li yıllardan itibaren bu değişikliğin sonuçları kliniklere yansımaya başladı. Adenokanserin sıklığı giderek arttı. Göksel 2010’dan sonra büyük hava yollarıyla, küçük hava yollarındaki kanserlerin eşitlendiğini söyledi: “Eskiden daha ucuza kanser oluyorduk, şimdi daha pahalıya kanser oluyoruz.
Şu an özellikle büyük şehirlerde akciğerde adenokanser sıklığı batı seviyesine çıktı.
Yani en sık görülen kanser tipi oldu. Biz ne olduk? Sigara konusunda batılaştık. Ama kanser konusunda batılaşmadık.
Batıda akciğer kanseri sıklığı azalmaya başladı. Çünkü sigarayla mücadelede oldukça başarılı oldular. Biz de başta bir başarı kaydedildi. İyi bir sigara kanunumuz olsa da denetim yetersiz. Çıktığı zamanki ciddiyet yok.
Kapalı alanlardaki sigara içme yasağı esnetiliyor. Bu nedenle kanser olma oranlarımızda düşüş yok.”
‘15-20 yıl sonra e-sigaranın kanser etkisini göreceğiz’
Akciğerlerin içine temiz hava dışında çekilen her şey hasar bırakıyor. Peki neden sigara en tehlikeli kanser nedeni? Göksele göre sebebi açık. Yanmış herhangi bir şeyin dumanını çekmek zararlı. Ama sigaraya kolay ulaşılabiliyor ve en sık tüketiliyor. Aynı etki e-sigara için de söz konusu.

E-sigara ve türevlerini kullananlarda kanser sıklığının artmasını beklediğini belirten Göksel, “Akciğer bronşlarını döşeyen epitel hücreleri tek katlı, çok narinler. İçimize çektiğimiz ısıtılmış tütünün akciğer hücrelerine hasar verme potansiyeli çok yüksek.
Bunlar yeni ürünler ve şu an için ‘kanseri artırdı’ demiyoruz ama deneysel verilere göre kanserleşme eğilimini artırıyor.
15-20 yıl sonra toplumda onları kullananlarda kanser sıklığının arttığını ne yazık ki göreceğiz.
İçlerine koyulan her kimyasal madde (rahat içilsin diye bronş genişletici de koyuyorlar) daha farklı bir hasar verebilir.”