MESUDE DEMİR
@mesudedemirr
Türkiye’de yeni akciğer kanser tanısı alanların sayısı her geçen yıl artıyor. 2012’de Türkiye dünya akciğer kanseri insidansı (yılda yeni hasta sayısı) açısından 17’inci sıradayken 10 yılda yüz binde 39,9’la yedinci sıraya yükseldi.
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği akciğer kanserinin meme, rahim ağzı ve kolon kanserleri gibi ulusal tarama programına dahil edilmesi gerektiğini söylüyor.

Türkiye’de yılda 41 bin kişi akciğer kanseri olduğunu öğreniyor. Erkeklerde en fazla görülen kanser türü akciğer kanseri. Kadınlarda da dördüncü sırada yer alıyor.
Türkiye’ye yıllık ekonomik yükünün 129 milyar liraya (tedavi maliyetleri, iş gücü kaybı ve bakım giderleriyle) ulaştığı hesaplanıyor. Kanser sadece tanı alan hastanın değil, yakın çevresinin de hayatını her yönüyle etkiliyor.
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ile ilaç firması AstraZeneca işbirliği yaparak “Türkiye’de Akciğer Kanseri: Güncel Veriler Işığında Politika Önerileri Raporu”nu hazırladı. Raporun temel amacı sağlık politikalarına katkı sağlamak.
Raporun bilimsel danışma kurulu şu isimlerden oluştu:
- Prof. Dr. Ali Çelik, Prof. Dr. Deniz Köksal
- Prof. Dr. Erdoğan Çetinkaya
- Doç. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu
- Prof. Dr. İlhan Hacıbekiroğlu
- Prof. Dr. Mahmut Gümüş
- Prof. Dr. Murat Dinçer
- Prof. Dr. Nuri Karadurmuş
- Prof. Dr. Perran Fulden Yumuk
- Prof. Dr. Simten Malhan
- Prof. Dr. Uğur Selek
Rapora göre akciğer kanserinin getirdiği toplum sağlığı ve bütçe yükünün yanı sıra güncel bilimsel gelişmeler de değerlendirildiğinde kanser kontrol programının gözden geçirilmesi ve akciğer kanserinin kontrolünde etkin bir yol haritasının belirlenmesine ihtiyaç duyuluyor.
Ekonomik yükün yüzde 30’u doğrudan maliyet
Raporda yer alan tespit ve öneriler özetle şöyle:
* Akciğer kanseri, diğer kanser türlerine kıyasla ekonomik açıdan en yüksek maliyetli hastalıklardan biri. Maliyet artışında kritik bir faktör, hastalığın evresi. Kanser ilerledikçe tanı ve tedavi maliyetleri önemli ölçüde artıyor.
* Türkiye’de akciğer kanserinin ekonomik yükünü hesaplamak amacıyla yapılan etki analizi çalışmasına göre, doğrudan maliyetler arasında hastane yatışları, ayakta tedavi hizmetleri, ilaç ve tıbbi malzeme giderleri, tanı ve tedavi prosedürleri yer alırken; dolaylı maliyetler iş gücü kaybı, erken ölümler nedeniyle oluşan üretkenlik kaybı ve bakım verenlerin harcadığı zamanın ekonomik değerini kapsıyor.
*Türkiye’deki yıllık 129 milyar liralık ekonomik yükünün yüzde 30’u doğrudan maliyet. Bu veri akciğer kanserinin erken tanısı ve önlenmesine yönelik stratejilerin, hastalığın ekonomik yükünü yönetme açısından önemini gösteriyor.
* Tarama programlarının yaygınlaştırılması, risk faktörlerine yönelik önleyici politikaların geliştirilmesi ve tedaviye erişimin hızlandırılması gibi önlemler, uzun vadede hem sağlık sisteminin maliyetlerini düşürebilir hem de toplumsal üretkenliği artırabilir.
*Akciğer kanseriyle ilgili farkındalığın geliştirilmesi için Sağlık Bakanlığı tarafından kamu spotlarının stratejik ve etkin kullanımı sağlanmalı. Sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımını azaltmak üzere sosyal medya aktiviteleri ile topluma yönelik mesajlar verilmeli. İlköğretim ve lise eğitiminde sağlıklı yaşam alışkanlıkları odaklı programların yer alması önemli. Aile Sağlığı Merkezleri ile ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmeti sunucularında hastaları bilgilendirici kamu spotlarının yer alması ve sigara bırakma destek ünitelerinin kurulması ek yarar sağlayacaktır. Aile hekimlerine tütün ve tütün ürünü kullanımını bırakma ve sağlıklı yaşam ile danışmanlık yapabilmelerine yönelik eğitimler verilebilir. Dumansız işyeri uygulamaları ile özellikle sigara kullanımının yüksek olduğu tespit edilen işyerlerinde dumansız hava sahası oluşturulması sağlanmalı ve sigaranın bıraktırılması özendirilmeli.
* 2016’da Türkiye’de Sağlık Bakanlığı öncülüğünde bir Akciğer Kanseri Tarama Çalıştayı düzenlenmiş, burada akciğer kanserinin epidemiyolojik özellikleri nedeniyle toplum taramasının önemi konusunda fikir birliğine varılmıştı. Ancak tarama programının etkin uygulanmasını etkileyebilecek zorluklar nedeniyle bir ulusal program başlatılmamıştı.
* Ülkemizde sigara öyküsü, mesleksel ve çevresel maruziyet ve genetik yatkınlık dahil olmak üzere temel parametreler belirlenerek hedefli bir tarama programı için pilot uygulama başlatılmasında fayda var. Küresel araştırmaların sonuçları ve uygulama örnekleri 50-74 yaş grubu sigara kullanan veya 20 yıl içinde sigarayı bırakmış olan nüfusun tarama kapsamına alınabileceğine işaret ediyor.
Erken tanıyla sağ kalım oranları çok yükseliyor
*Akciğer kanserine bağlı belirtilerin genellikle hastalığın ileri evresinde ortaya çıkması veya hastaların öksürük gibi belirtileri önemsememesi nedeniyle, akciğer kanseri tanısı çoğunlukla tedavinin zor olduğu ileri evrelerde konuyor.
* Akciğer kanserinin sağkalım beklentisi ile ilişkili ilerlemeler, belirtilerinin diğer yaygın solunum yolu enfeksiyonlarıyla örtüşmesi, geç evrede tanı ve akciğer kanseri tanısı alan kişilere yönelik yanlış kanılar gibi karmaşık faktörler nedeniyle oldukça yavaş.
* Oysa, hastalığın erken evrelerinde tanı konulması ve etkin bir tedavi yaklaşımıyla beş yıllık sağkalım oranları yüzde 80’lere çıkabiliyor. Bu sebeple akciğer kanserinde tanının erken evrede yapılabilmesi çok kritik.
*Akciğer kanserinin kontrolünde başta düşük doz bilgisayarlı tomografi kullanılarak yapılan taramalar olmak üzere, toplum bazlı programların uygulamaya alındığı veya tasarlanma aşamasında olduğu ülkeler var. Avrupa Konseyi, Aralık 2022’de kanser taramalarına ilişkin tavsiye kararını güncelleyerek üye devletleri, düşük dozda bilgisayarlı tomografi yöntemiyla taramaya ilişkin kanıtları da göz önünde bulundurarak, tarama programlarının uygunluğu ve etkinliğini araştırmaya uygun planlama ve pilot çalışmaları gerçekleştirmeye davet etti.
Taramanın ilk adayları sigara içenler
* Akciğer kanseri taramasının birincil adayları, yüksek risk altındaki bireyler. Bu, özellikle sigara içenler ve yakın zamanda sigarayı bırakanlar için geçerli. Pasif sigara maruziyeti yanı sıra çevresel ve mesleksel maruziyetler de risk faktörleri arasında.
* Uzun süre pasif sigara dumanına maruz kalanlar akciğer kanseri geliştirme riski altında olabilir. Asbest, radon veya akciğer kanseri riskini artıran belirli kimyasallara maruz kalınması da tarama kapsamında değerlendirilmesi gereken durumlar.
* Akciğer kanseri ile mücadelede çevresel politikalar, hastalığın önlenmesi açısından önemli rol oynuyor. Hava kalitesinin iyileştirilmesi, iş yerlerinde zararlı maddelere maruziyetin sınırlandırılması gibi önlemler, akciğer kanseri riskini azaltmaya katkı sağlayabilir.
Farklı disiplinler birlikte çalışmalı
*Akciğer kanserinin tanısı ve tedavisinde çok disiplinli yaklaşımın uygulanması, hasta sonuçlarını iyileştirmede kritik bir rol oynuyor. Bunun için göğüs hastalıkları uzmanları, tıbbi onkoloji uzmanları, radyasyon onkologları, göğüs cerrahları, radyologlar, patoloji ve genetik uzmanları, nükleer tıp uzmanları, psikologlar ve beslenme uzmanları gibi farklı disiplinlerden uzmanların bir araya gelerek işbirliği yapmalı.
* Bu ekip her hastanın özel durumunu değerlendirerek en uygun tanı yöntemlerini belirler, tedavi planını oluşturur ve takip stratejisini geliştirir. Çeşitli çalışmalar, çok disiplinli tümör konseylerinin, akciğer kanseri hastalarının sağkalım oranlarını artırdığını ve yaşam kalitesini iyileştirdiğini gösteriyor.
* Sağlık Bakanlığı’yla birlikte, hastaların takip süreci ve süresi için standartların belirlenmesi ve gerekli yönlendirmelerin yapılması sağlanmalıdır. Ülke genelinde bölgesel mükemmeliyet merkezleri oluşturularak, bu merkezlerin tanı ve tedavi süreçlerinde bölgelere destek vermesi sağlanmalı. Hekimlerin bilgi paylaşmasını sağlayacak platformların oluşturulması önemli.
* Hastaların yeni ilaçlara erişiminin hızlandırılması, etkili kanser kontrolü politikasının önemli bir parçası.
* Tedavi süresince ağrı, beslenme, solunum problemleri gibi komplikasyonların yönetimi ve özellikle tedavi alamayacak hastalar için palyatif bakım merkezlerinin sayısının artırılması gerekli.