Şevket Sayılgan: Türkiye aynı anda iki zıt baskıyla karşı karşıya

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bugünkü yüksek faizleri yalnız merkez bankalarıyla açıklamak eksik kalır.

ABD’nin yüksek kamu borcu ve bütçe açıkları daha fazla tahvil arzı yaratıyor. Avrupa savunma ve alt­yapı yatırımlarını artırıyor. Ener­ji dönüşümü yüz milyarlarca do­lar sermaye gerektiriyor. Teknolo­ji şirketleri ise AI veri merkezleri, çipler ve enerji altyapısı için deva­sa finansman arıyor.

Aynı sermaye havuzunun başın­da artık devletler, teknoloji şir­ketleri, enerji yatırımları ve ge­lişmekte olan ülkeler var.

Para bitmedi. Fakat ucuz para için rekabet sertleşti.

Petrol sadece depoyu değil, faizi de pahalandırıyor

Enerji şoku bu baskıyı büyütü­yor. Petrolün yüksek seviyeler­de kalması yalnız akaryakıtı değil; navlun, plastik, gübre, kimya ve üretim maliyetlerini de artırıyor.

Mekanizma basit:

Petrol ↑ → Enflasyon ↑ → Faiz indirimi alanı ↓ → Tahvil faizi ↑ → WACC ↑ → Yatırım 

Petrol birkaç ay içinde yeniden gerileyebilir. Fakat enerji şoku kü­resel risksiz faizi uzun süre yüksek tutarsa yatırım kararları yıllarca etkilenebilir.

Türkiye’de denklem daha sert

Türkiye açısından mesele çok daha somut.

TCMB 10 Eylül’de politika fai­zini %37’de sabit tuttu.

Banka aynı açıklamada iç tale­bin zayıf seyrettiğini, buna karşın yüksek enerji fiyatlarının enflas­yon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğunu belirtti.

Yani Türkiye aynı anda iki zıt baskıyla karşı karşıya:

Büyüme ve iç talep zayıflıyor → faiz indirimi ihtiyacı artıyor.

Ama:

Enerji ve dış fiyat baskısı yükseliyor → faiz indirimi alanı daralıyor.

Üstelik TCMB’nin Eylül Piyasa Katılımcıları Anketi’nde yıl sonu enflasyon beklentisi %29,61, yıl sonu USD/TL beklentisi 51,57, 2026 büyüme beklentisi ise %3,0 seviyesinde. 12 ay sonrası kur beklentisi 58,60 TL.

Bu rakamlar Türk şirketinin 2027 bütçesine doğrudan giriyor.

Örneğin bugün 100 milyon do­lar döviz açık pozisyonu bulunan bir şirket için USD/TL’nin 48 ye­rine 52 olması yaklaşık 400 mil­yon TL ilave bilanço etkisi ya­ratır.

Yıllık 2 milyar TL işletme ser­mayesi finansmanı kullanan bir şirketin kredi maliyetinin 5 puan daha yüksek kalması ise yaklaşık 100 milyon TL ilave yıllık finans­man gideri demektir.

Dolayısıyla “TCMB birkaç pu­an faiz indirirse şirket rahatlar” yaklaşımı fazla basit kalıyor.

Şevket Sayılgan’ın yazısı