Suça sürüklenen çocuklarla ilgili cezalandırmayı ve cezaevi koşullarını yetişkinlerle eş değer hale getiren teklif, uzun tartışmalar ve bilim insanlarının, uzmanların, hak savunucularının, emek ve meslek örgütlerinin itirazlarına rağmen Meclis gündemine geldi. Daha önce toplumda yaratılan infial ve açıkça “İletişim Başkanlığı operasyonu” olarak desteklenen sosyal medya kampanyaları ile geldiğimiz noktada, toplumun bir kesimi çocukların da yetişkinler gibi cezalandırılması, cezaların topyekûn arttırılması ile çocukların suç işlemesinin engelleneceği, bunun suçu azaltacağı kanaatine vardı.
Bu yasanın en temel sorunu çocukların çocuk olmaktan kaynaklı özgün ve dokunulmaz haklarına dayanan çocuk hukukunu, çocuk koruma anlayışını, çocuklar için geliştirilen özel adalet sistemini ve devletin çocuklara karşı en temel sorumluluklarını bütünüyle askıya alacak bir gedik daha açıyor olması. “Bir gedik daha…” diyoruz, çünkü iktidar bunu daha önce de çeşitli girişimler ve hayata geçirdiği uygulamalarla yaptı.
Çocuklar özel olarak korunması gereken, özgün ihtiyaçları olduğu gözetilerek hakkında özel düzenlemeler yapılması ve devletin her anlamda sorumluluk alması gereken bir toplumsal kesim. Bunun toplumsal nedenleri olduğu kadar fizyolojik, psikolojik, nörolojik, sosyolojik, gelişimsel nedenleri var ve bu nedenlerin hepsi bilimsel yöntemlerle ortaya konmuş durumda.
Eğer çocukluk çağını bu eksende ele almaz ve çocuğu çocukluktan çıkarırsanız, çocuk evlilikten çocuk işçiliğe kadar her şeye bir kılıf bulmanın yolu açılır. Çocuk hakları ve devletin ödev ve sorumlulukları açısından kazanılmış tüm haklar tartışmaya açılmış olur.