Geçen hafta Malatya Büyükşehir Belediyesi’nin davetlisi olarak Vahap Munyar ile birlikte 28. Malatya Kayısı Festivali ve Fuarı’na katılmak üzere Malatya’daydık. Festivali izledik, iş dünyasının temsilcileriyle görüştük, Malatya’nın lezzetlerini tattık. Battalgazi’deki Arslantepe Höyüğü gezinin beni en çok etkileyen durağıydı.
Yaklaşık 6 bin yıllık geçmişe sahip Arslantepe, yalnızca Malatya’nın değil, insanlık tarihinin en önemli merkezlerinden biri. MÖ 3300-3000 yılları arasında burada kurulan saray kompleksi, dünyanın bilinen en eski kerpiç saraylarından biri. Bulunan mühürler ve idari araçlar ise insanlığın yerleşik hayata geçişten sonra üretimi, kaynakları ve toplumsal hayatı yönetmek üzere nasıl bir bürokratik düzen kurmaya başladığını gösteriyor.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış böyle bir alanın bugün hâlâ hak ettiği ölçüde bilinmemesi, doğrusu üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.
Çünkü Arslantepe’nin en büyük potansiyeli yalnızca kendi ziyaretçi sayısını artırmak değil. Onu, bölgedeki diğer tarihi alanlar ve gastronomi merkezleriyle birlikte büyük bir turizm rotasının parçası haline getirebilmek.