Ekonomideki sıkıntıları aşma yolunda israfla mücadele, önemli bir yere sahip… Oysa israf, kamuda özelde, hemen yer yerde karşımıza çıkıyor. Hele ki bütçe açığımız söz konusu olduğunda, seçim ekonomileri, popülizm, yandaşa kaynak aktarma, araba, makam saltanatı korkunç boyutta.
Her ne zaman kamuda tasarruf gündeme gelse, aklımız makam arabalarıyla sınırlanır, detaydaki binlerce ıvır zıvır gideri görmezden geliriz. Oysa en büyük tasarruf kalemleri genelde; değer üretmeyen süreçler için harcadıklarımızdır. Bunlardan ben kenarda kalmış birine kafayı taktım.
Kamuda bilinen veya az bilinen kurumların çıkardıkları dergi, gazete, bülten veya benzeri basılı malzeme sayısı 14 bin civarında… Evet, şu müdürün kalem odasında beklerken, sehpanın üzerinde duranlar var ya… Hani müdür gelene dek can sıkıntısından kapağını 1 dakikalığına araladıklarımız…
Okunsa, canım feda… Yüzde 80’inin gömleği dahi açılmadan çöpe gittiğini söylesem, abarttığımı düşüneceksiniz ama ben değil onlar abartıyor. Zaten derginin içeriğine bakınca kurumu tanıtmaktan ziyade bu dergiyi çıkarmak için para saçan yöneticinin, “plaket veya tören” fotolarını görürsünüz.
Medya mensubuyum ve dergilere karşı asla olmadım, olmam da… Ancak ambalajıyla çöpe giden bu dergilerin büyük israf kalemi olduğunu düşünüyorum. Misal şu anda masamdaki benzeri dergi yığınından rasgele birinin kapağını aralıyorum; burnuma buram buram cari açık kokusu geliyor.
Hazır masama el atmışken, şu kadife zarf ve gümüş tuğra içinde bana gelen davetiyeyi açayım; evet bugün geldi ama etkinlik tarihi geçen haftaydı. Tanesi en az 30 dolara üretilmiş bu davetiyeye mi yanayım, kargo için harcanan paraya mı yoksa bu etkinliği kaçırdığıma mı? İsrafın böylesi…