Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Enflasyonun en büyük yıkımı, değerleri çürütmesi olmuştur hep.
Mantık ekseninde değer; “doğru ve yanlış” üzerinden biçilir. Ahlak ekseninde değer, “iyi ve kötü” kutupları arasında oluşur. Estetik ekseninde ise değeri, “güzel ve çirkin” ayırtı belirler. Matematikte bir simgenin karşılık geldiği niceliğin ifadesidir. Bir değişkenin, bilinmeyenin sayı ile anlatımıdır.
Fiyat ile değerin farkı da yine aynı dinamikten doğar. Fiyat; bir şeyin arz ve talebinin buluşma noktasıdır. Değer o şeyin, fiyattan bağımsız taşıdığı özniteliktir. Fiyat nicelik, değer niteliktir. “Yükün de lalü gevherse yıkma boncuğun hanına… Sarraf olmayan ne bilsin; zanneder her taş incidir.”
Değer, bir yargıdır. Ölçersin biçersin, fayda veya zararına bakarsın, güzel mi çirkin mi kararını verirsin. Sonra ölçülebilen şeyleri geriye atar, içinde oluşan yargıya “değer” dersin. Ya da değersizleştirirsin… Rahatın bozulmasın diye, hangi doğrulardan vazgeçtiysen, O fiyata satıldın demektir.