AKP'li Şentop 'yeni sistemin özü'nü anlattı: Cumhurbaşkanı eşittir hükümet

 

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, AKP’nin önermeye hazırlandığı ‘cumhurbaşkanlığı teklifi’nin ayrıntıları paylaşırken ‘yeni sistem’in özünü şöyle anlattı: “Cumhurbaşkanı eşittir hükümet.”

Şentop, AA muhabirinin, başkanlık ya da cumhurbaşkanlığı sistemiyle ilgili sorularını yanıtladı.

Şentop’un söyledikleri satırbaşlarıyla şöyle:

– Parlamenter sistemde tek bir seçim yapılır, milletvekilleri seçilir, hükümet ayrıca seçilmez. Yasama ve yürütme için tek bir seçim yapılır. Hükümet parlamentonun içinden çıkar. Başkanlık sisteminde ise yasama için ayrı bir seçim, yürütme yani hükümet için ayrı bir seçim yapılır. Parlamenter sistemde sadece yasama, meşruiyetini seçimden alırken, yürütme de yasamaya dayanarak ortaya çıkar. Başkanlık sisteminde ise hem yasama hem de yürütme, yani hükümet doğrudan halktan meşruiyetini alır. Başkanlık sisteminde çifte meşruiyet söz konusudur.

– Başkanlık sisteminde, başbakan ve hükümet ile cumhurbaşkanlığı makamı birleştirilmiş olacak. Ayrıca başbakanlık diye bir görev olmayacak, cumhurbaşkanı başbakanın da görevlerini üstlenmiş olacak. Parlamenter sistemde çift başlılık var, bir tarafta başbakan ve hükümet, öbür tarafta cumhurbaşkanı var. Bu ayrım, başkanlık veya cumhurbaşkanlığı sisteminde ortadan kalkıyor. Başkanlık sisteminde, cumhurbaşkanı artı başbakan ve hükümet eşittir başkan demektir. Cumhurbaşkanı, başbakan ve hükümetin sahibi olduğu yetkileri de deruhte ederek seçilmiş olacak halk tarafından.

– Parlamenter sistemde de başkanlık sisteminde de parlamentonun iki temel fonksiyonu var, birisi yasama, kanun yapma, kural koyma; ikincisi de denetleme fonksiyonu. Parlamenter sistemde bu iki fonksiyonun da görünüşte parlamentoda olduğu varsayılsa da bu sistemde güçlü bir hükümet ortaya çıktığı zaman, iki fonksiyonun da parlamentonun elinden alındığı, yürütmenin eline geçtiği görülüyor. Parlamenter sistemde yasamaya kanun tasarıları hükümet kanadından geliyor ve zaten ortada bir hükümet varsa arkasında yeterli bir çoğunluğu vardır ve o çoğunlukla da istediği kanunu çıkartma imkanına sahiptir. Yani yasama aslında, görünüşte parlamentoda iken esasen yürütmenin denetiminde, kontrolünde olmuş oluyor.

– Parlamenter sistemde, denetim dediğimiz şeyin de kendi içinde paradoksal bir anlamı var. Eğer mecliste, arkasında güçlü bir destek olan hükümet varsa, nasıl denetim yapacaksınız? Hükümeti destekleyen parlamento çoğunluğu nasıl denetleyebilir hükümeti? Hükümette yanlış yaptığı düşünülen bir isim varsa, bunu parlamento denetimi yoluyla değil, bunu başbakanın vereceği kararla değiştirmek suretiyle çözebilir. Yani, parlamenter sistemde sanki yasama bu temel fonksiyonlarını yerine getiriyormuş bir görüntü olsa da gerçekte bunları yapamıyor. Çünkü gerçek manada kuvvetler ayrılığı yok ve sistem, yasama ile yürütmenin iç içe geçtiği bir sistem.

– Başkanlık sisteminde, başkan ve kabinenin kanun tasarısı sunma yetkisi olmayacak. Sadece milletvekillerinin kanun teklif etme yetkisi bulunacak.

– Başkanlık sisteminde meclis, komisyonların daha öne çıkabileceği, parlamento çalışmalarının daha fazla yoğunlaşabileceği bir sistem olacak. Mevcut sistemde Meclis gerçek görevini yapamıyor ama bu sistemde yürütmeden bağımsız olarak yasama görevi yapacak.

– Yeni sistemde bütçeyi cumhurbaşkanı hazırlayıp Meclis’e sunacak, milletvekilleri meclis araştırması, genel görüşme, yazılı ve sözlü soru sorma yöntemleriyle cumhurbaşkanı ve hükümetle ilgili denetim faaliyetlerini mevcut sistemdeki gibi yapabilecek. Farklı olan husus, sadece gensoru ve güvenoyunun bulunmamasıdır. Çünkü, parlamenter sistemde gensoru ve güvenoyunun mantığı, hükümetin parlamento içinden çıkması sebebiyledir. Hükümet doğrudan halk tarafından seçilince gensoru yoluyla hükümeti düşürme veya güvenoyu verme gibi bir şey söz konusu olamaz.

– Cumhurbaşkanlığı sisteminde parlamentoda ihtisas komisyonları çalışmalarına devam edecek. Artık hükümetler, Meclis’i, komisyonları ihtiyacı olan düzenlemeleri çıkarma konusunda ikna etmek zorunda kalacak.

– Yeni sistemde de cumhurbaşkanının mevcut sistemde olduğu gibi kanunları veto etme yetkisi olacak. ABD’de başkan kanunları geri gönderebiliyor, geri gönderdiği kanunların da üçte iki çoğunlukla kabul edilme mecburiyeti var. BD’de başkanın, kararname çıkarma yetkisi var, Obama, 10 yıllık iki dönemde 280 civarında kararname çıkarttı. ABD’de başkan kanunları bile değiştirebilecek kararnameler çıkartabiliyor. Bizim 2012’de önerdiğimiz modelde ise kararname kanun gücünde değil, kanun altı bir norm idi. Cumhurbaşkanın kanunları geri gönderme yetkisi olacak. Cumhurbaşkanının, kanun düzenlemelerin altında bir hukuk normu olarak kararname çıkarma yetkisi olacak, ancak kararnameler kanunlara aykırı olamayacak. Cumhurbaşkanlığının kararnameleri Anayasa Mahkemesi’nin denetimine de tabi olacak. Belli sayıda milletvekili tarafından Anayasa Mahkemesi’ne götürülebilecek.

– Parlamenter sistemle ilgili eleştirilerin temelinde, bazen uzun süre hükümetlerin kurulamaması var. Yani seçim yapıyorsunuz, parlamento oluşuyor ama hükümet çıkmıyor. Türkiye bu sorunu hep yaşadı. Seçim yapmışız ama ortada hükümet yok, partilerin hükümet kurması için anlaşması lazım. Bazen oluyor, anlaşıyorlar, bir süre gidiyor ama sonra bozuluyor. Sistemin kendisi hem Hükümet üretemiyor hem de hükümetler uzun ömürlü olmuyor. Başkanlık sisteminde bu sorun ortadan kalkıyor. Bu sistemde seçim, her halükarda Hükümet üretiyor, üretilen hükümetler de uzun ömürlü oluyor ve istikrar oluyor.

– Milletvekillerinin parti değiştirmeleri, parlamento dengelerinin değişmesi parlamenter sistemde hükümet düşürüyor, kurduruyor ama başkanlık sisteminde hiçbir etkisi olmuyor. Çünkü, bu sistemde hükümeti doğrudan halk seçiyor. Başkanlık sisteminin parlamenter sisteme göre böyle bir avantajı var.

– Parlamentonun, yasamanın ayrı seçildiği, başkanın, hükümetin ayrı seçildiği bir sistem öneriyoruz.

– Başkanlık sisteminde, terazinin iki kefesi gibi, bir tarafta yasama, bir tarafta yürütme var. Bu dengeleri korumak lazım. Bir tarafa ağırlık koyduğunuzda, görev ve yetki verdiğinizde onu dengeleyecek yetki ve görevin diğer tarafa da verilmesi lazım.

– Başkanlık sisteminde, yasama ve yürütme arasında katı kuvvetler ayrılığı dediğimiz ayırım var. ‘Başkanlık sistemi gelirse kuvvetler ayrılığı ortadan kalkar’ deniliyor ama tam tersine. asıl parlamenter sistemde kuvvetler ayrılığı yoktur. Yargı ayrı ama yasama ve yürütme arasında, iki kuvvetin birbirinden ayrılması parlamenter sistemde söz konusu değil. Çünkü, yürütme yasamanın içinden çıkıyor ve yasamaya karşı sorumlu.  Yasama yürütmeyi düşürebiliyor ama başkanlık ya da cumhurbaşkanlığı sisteminde yasama ve yürütme arasında kesin bir ayırım söz konusu. Buna sert kuvvetler ayrılığı deniliyor. Bir kişinin hem yasamada hem yürütmede görev alması mümkün değil bu sisteme göre. Bir milletvekili kabinede yer alacaksa o zaman yasama görevini bırakması gerekecek.

– Taslak metinde başkan yerine cumhurbaşkanı denmesi, çok alışılmış bir ifade olduğu için. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren cumhurbaşkanı ifadesinin kullanılıyor. Bu nedenle bu kavramı değiştirmek yerine sürdürmenin daha doğru olacağını düşündük. Çok özel bir kelime. Türkiye’de bir tane cumhurbaşkanı olur ama başkan dediğiniz zaman birçok kurumun başkanı olur. Anayasa metni yazılırken bile, Meclis’in çalışmasıyla ilgili bölüme bir şey yazacağımız zaman, ‘Başkan Meclis’i toplantıya çağırır’ denildiğinde, bununla hangi başkan kastedildiği hususunda normal okuyucu için tereddüt ortaya çıkıyor. Meclis başkanı mı yoksa yürütmenin başındaki başkan mı? Başkan karışıklığa sebebiyet verebilir, cumhurbaşkanı alışılmış bir tabir ve bir de geçmiş siyasi tarihimize saygı ifadesi olarak düşünülebilir.

– Cumhurbaşkanlığı seçimi 2019 yılında yapılacak. Yeni sisteme 2019’dan sonra geçilmesi ve o tarihe kadar da geçişle ilgili hukuki düzenlemelerin yapılması daha doğru olacak. Çünkü, bu sistem değişikliği kanunlarda bazı değişikler yapmayı gerektiriyor. Seçim kanunlarında değişiklikler yapılabilir, Siyasi Partiler Kanunu ile teşkilat kanunlarının gözden geçirilmesi gerekir, kurumsal bazı düzenlemeler yapılabilir.

– Başkanlık sistemine ilişkin teklif, 12 maddeden biraz fazla olacak, geçici maddelerle birlikte birkaç madde daha artabilir. Teklif mümkün olduğu kadar sade olacak, sistem değişikliğinin özüyle ilgili düzenlemeleri içerecek.