Meteoroloji Genel Müdürü İsmail Güneş, kentlerde son dönemde meydana gelen selleri yoğun yapılaşmaya bağlı oluşan ısı adacıklarının yağışı artırması ve altyapıların yağışı karşılamaya yetersiz biçimde inşa edilmesine bağladı.

Türkiye, son 38 yılın en yüksek yağış alan üçüncü mayıs ayını geride bıkıyor.
Meteoroloji Genel Müdürü İsmail Güneş Habertürk’ten Esra Nehir’e yaptığı açıklamada nüfus artışıyla sayısı her geçen gün artan yüksek binaların hava sıcaklığını, dolayısıyla da yağışları etkilediğini söylediı. Son 20 yıldır genel hava sıcaklıklarının sürekli arttığını, bunun da iklim değişikliğinin ana belirtisi olduğunu belirten Güneş, İstanbul ve Ankara’daki artışla ilgili ise ayrı bilimsel çalışma yaptıklarını söyledi.
Güneş, durumu şöyle özetledi: “Yağışların şiddetinin artmasının nedeni hava sıcaklığındaki artış. Şu ana kadar uzun yıllar ortalamasının üzerinde seyretti. İlkbaharda güneşlenme ile yer ısındı. Bir diğer husus da büyükşehirlerdeki nüfus artışı. Nüfus arttıkça bulunduğumuz yerin sıcaklığını artırdık. Bir odada 3 yerine 15 kişi olursa o odanın sıcaklığı yükselir. İnsanların bir araya gelmesi aynı zamanda bir ‘ısı adacığı’ oluşturdu. Vücut ısılarımız havanın sıcaklığını artırdı. Isınan hava yükseldi ve atmosferin üst kısmında soğuk hava tabakasına çarptı. Sonuçta bu tür hadiseler meydana geldi. İlkbahar mevsimleri, eğer tedbirler alınmazsa bu şekilde geçecek gibi görünüyor.”
Afete dönüşmesinin sebebi ise altyapı eksikliği
Güneş, şiddetli yağışların afete dönüşmesinde şehirlerdeki yetersiz altyapının etkili olduğunu vurguladı.
Güneş’in verdiği bilgiye göre kentlerde sıcaklığı ve su baskınlarını artıran unsurlardan bazıları şöyle:
– Değişen yapı malzemelerine bağlı olarak güneşten gelen radyasyonu daha fazla tutuyor ve geri yansıtmada geciktirici rol oynuyor. Şehirlerin dikey gelişimi, gelen radyasyonun emilme sayısını artırarak şehir kanyonları üretiyor ve şehir ısı adası etkisini büyütüyor.
– Şehirlerde oluşan ısı adaları, sadece hava sıcaklığını değil rüzgârı da etkiyor.
– Dışı tamamen cam ya da yansıtıcı maddeyle kaplanmış binalar sıcaklığı yansıtıyor ve etkisi oluyor
– Yollar asfalt, çatılar beton; düşen yağmur toprağa değmeden akışa geçiyor ve sel meydana geliyor. Türkiye’de su bilimi ve meteoroloji dikkate alınarak şehirleşme yapılmıyor. En büyük sıkıntılardan biri bu. Belediyelerin altyapıyı şiddetli yağışlara karşılık verecek şekilde dizayn etmesi lazım. Büyük kentlerde kentsel dönüşüm iklim değişikliğini de esas alarak planlanmalı.
– Kanalizasyon ve yağmur suyu sistemi ayrı yapılmalı. Düşen yağmur sularını eğer ayırabilirsek tarım ve bahçelerde sulama suyu olarak kullanılabilir. Belediyeler maliyetli olduğu için iki ayrı sistem yapmak istemiyorlar ama yeni yapılan yerlerde bunları yapmak lazım.